Olimpos

13 Ağustos 2014 · Zehra Arslan

Sanırım Türkiye Olimpos’un adını en çok “Kadir’in Ağaç Evleri” ile duydu. Ancak burada Likya dönemine ait müthiş bir tarih yatıyor. Antik kent 1972 yılında milli park sınırları içinde kalarak sit alanı ilan edilmiş. Olimpos’a ilk gittiğimde her taraf portakal, domates ekiliydi. Kadir’in pansiyonunun yanı sıra bahçelerin arasında bir kaç tane daha pansiyon yer alıyordu. Bugün yani 2014 yılında gittiğimde ise manzaraya inanamadım. Tüm bahçeler sökülmüş yerine pansiyonlar yapılmıştı. Kaldığımız yerin sahibi turizm para getiriyorken niye bahçe ile uğraşalım diyor. Tabi kendi açısından haklı ama biz de gittiğimizde daha çok yeşillik görmek istiyoruz.

Kadirin Agac Evleri

Yine de şanslıydık kaldığımız yer tamamen agaçların içinde bir pansiyondu. Ağaç evler ağaçlar çok kesilmeden altlarına inşa edilmişler. Sheriff Pansiyon’un sahibi tüm ağaçları yok etmemiş hala tarımla uğraşıyor. Bu nedenle yeşilimiz boldu. Zaten burayı seçmemizde en büyük etken yeşilinin oldukça bol olmasıydı. Hatta sabaha karşı hafif üşüyorsunuz bu da hoşunuza gidiyor. Yemekleri de oldukça lezzetli. Denize en yakın yerlerden biri diyebiliriz. Olimpos’da denize girmek o kadar kolay değil biraz çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bizim kaldığımız Sheriff Pansiyon denize yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesindeydi.

sheriff pansiyon olimpos

Sabahları denize gitmek için önce ören yeri girişine kadar yürüyeceksiniz. Ha bu arada buraya ilk gelişim olan 1989 yılında ören yeri koruma diye bir şey yoktu. Bu yıl gittiğimde bir giriş kapısı ile para basma makinası koyduklarını gördüm. Plaja ulaşmak için ören yeri girişinden girmeniz gerekiyor. Ancak tek giriş 5 TL yada haftalık kart alıp 15 TL vereceksiniz. Ya da müze kart alıp bir kerede işi bitireceksiniz. Kapıdan içeri girdiğinizde artık ören yerinin içindesiniz ama manzara pek öyle değil. İçeride bir market ve derme çatma bir lokanta yer alıyor. Bu nasıl olur diye sorguladık elbette hemen. Yıkım yasası çıktı yıkılmayı bekliyorlar dediler.

olympos-azgezmis

Neyse güzelliklere dönelim çirkinlikleri bırakıp. Ören yerinin içine girdiğinizde başlıyorsunuz tarihin derinliklerinde yürümeye. Arkeolojide çok sevdiğim bir profesörümüz vardı Yıldız Ötüken, ören yerlerini dolaşırken hep derdi ki düşünün buradan binlerce yıl önce atıyla komutanlar geçti halk onları selamladı ve türlü olaylar yaşandı. Gerçekten geçmişin içinde yürüdüğünüzü düşündüğünüzde bulunduğunuz mekan gözünüzde çok daha değerli oluyor. Her gün bu Likya şehrinin içinden geçip denize ulaşmak bana tarifsiz haz verdi.

olimpos-azgezmis

Bu şehir oldukça büyük tamamını gezmek isterseniz neredeyse bir tam gününüzü ayırmanız gerekiyor. Yapılar bazen dağların tepesinde ki bunlar kaleden arta kalan yıkıntılar, bazen de ormanın derinliklerinde (bunlar da tapınak, mezar veya yaşam alanı) yer alıyorlar. Burayı yıllar önce ilk gördüğümde büyülenmiş gibiydim ormanın içinde yürüyüp birden sahile ulaşıyorsunuz  ve önünüzde uçsuz bucaksız bir deniz yer alıyor. Görüntü hala aynı ormanın içinden denize açılıyorsunuz. Anıtsal bir mezarın yanı başında hemen plaj başlıyor. Burası birinci dereceden sit alanı olduğu için plaj doğal bir halde duruyor. Şemsiye, şezlong yok. Kendinizi hemen bir yeşilliğin altına atıyorsunuz gün boyu onun gölgesi size yetiyor. Tuvalet veya yemek için bir yer de yok. Tuvalet için giriş kapısına geri dönmeniz gerekiyor bu da yaklaşık 700 -800 metre mesafe sanırım. Girişdeki tuvaletler oldukça temiz. Yemek içinse gün içinde ayağınıza servis gözleme, mısır ve soğuk içecek satanlar geliyor. Ya da başka bir seçenek gelirken yanınıza meyve alın en son manavdan.

olympos-azgezmis

Her gün deniz dönüşü bir parçasını gezdiğimiz bu kenti sizleri sıkmadan çok kısa anlatacağım. Yukarıda da yazdığım gibi eğer tüm şehri gezmek istiyorsanız yarım gününüzü buraya ayırmanız gerekiyor. Yine de göremeyeceğiniz bazı yerler olacaktır. Kent Olimpos çayı ile ortadan ikiye bölünüyor. Suyun her iki yakasında da yerleşim mevcut. Antik kente adımınızı attığınızda sağınızda göreceğiniz kemerli yapıların işlevi hakkında net bir bilgi verilemese de çok sayıda bulunan çanak çömlek parçalarından dolayı MS. 5-6 yüzyıllarda konut veya gıda maddesi üretimi ve ticaretinin yapıldığı yapılar olarak düşünülmektedir.

olimpos-azgezmis.com

Kemerli yapıların yan sokağında ki bu şehrin iki ana caddesinden biridir. Yapıların duvarlarının bir kısmının hala yerli yerinde durduğunu göreceksiniz. Bu sağlı sollu yapılardan oluşan büyük caddenin sonuna kadar gittiğinizde bir tapınak yıkıntısı ile karşılaşacaksınız. Yapının anıtsal kapısı ve kazıda ortaya çıkan eserlere istinaden tapınak olduğu düşülmektedir. Giriş kapısnın yüksekliği yaklaşık 5 metre civarında. Bu anıtsallık önemli bir yapıya girdiğinizi size gerçekten hissettiriyor. Tapınak M.S 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmiş.

olympos-azgezmis.com

Plaja ulaşılan noktada ise Likya Birliği başkanı olan Marcus Aurelius’un mezarı yer alıyor. Düşünsenize böyle bir kişinin gömülme törenin yapıldığı yerden denize giriyoruz bugün. Denizin içinde antik kentten gelen büyük taş parçaları halen duruyor. Son olarak görmenizi tavsiye edeceğim yer de ormanın içinde yer alan mozaikli yapı. Yapının yolu çok keyifli ormanın içine girip plajdaki tüm seslerden bir anda kurtuluyorsunuz. Önce bir mezar sonrasında mozaikli yapı karşınıza çıkıyor. Ancak yerlerde çok mozaik beklentiniz olmasın. Yapımına M.S 5. yüzyılın sonunda başlanmış ve M.S 6. yüzyıla kadar eklemeler ile yapımının devam ettiği düşünülüyor. İki katlı olan yapınin dini işlevler için kullanıldığı düşünülüyor. Bugün ikinci katı ayakta değil çökme sonucu üst kattaki mozaikler alt kata inmiş durumda. Hem alt kat hem de üst kat zeminleri mozaik kaplı.

Sessiz ve sakin bir tatil yapıp biraz da tarihin içinde gerçek anlamda yürümek istiyorsanız, Olimpos’da tatil yapmanızı öneririm. Yanınıza bolca kitap almayı unutmayın. Olimpos’a Antalya otogarından her saat başı kalkan ve Kaş’a giden küçük minibüslerle ulaşabilirsiniz. Yolculuğunuz yaklaşık 2 saat sürecek. Yolda değişim noktasında inip Olimpos dolmuşlarına binmeniz gerekiyor. Şöförler sizi yönlendiriyor zaten.

Olimpos

Sanırım Türkiye Olimpos’un adını en çok “Kadir’in Ağaç Evleri” ile duydu. Ancak burada Likya dönemine ait…

azgezmis.com

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.

125x125125x125