Lviv, Avrupa'nın En Ucuz Şehri

Lviv, Avrupa’nın En Ucuz Şehri

9 Mart 2017 · Zehra Arslan

Lviv bizler için Avrupa’nın en ucuz şehirlerinden biri olduğu gibi; aynı zamanda vizesiz gidebileceğimiz bir şehir. Ukrayna ziyaretimize 2017 Şubat ayında şimdilik sadece Lviv ile başladık. Orada bulunduğumuz süre içerisinde bundan böyle Ukrayna’ya pasaportsuz sadece kimliklerle geçişlerin başlayacağı haberi geldi. Bu ne zaman gerçekleşir bilemiyorum.

Lviv adını Galiçya Rus Kralı Daniel’in en büyük oğlu olan Aslan’dan almış. Şehre kralın oğlunun onuruna Aslan; yani Lviv adı verilmiş. Gittiğinizde zaten şehrin amblemi olan aslan arması dikkatinizi çekecektir.

Lviv’de Gezilecek Yerler

Lviv’i 3 günde çok rahat gezip bitirebilirsiniz. Ben şehir merkezi yerine beni en çok etkileyen, merkezden biraz uzaktaki iki nokta ile başlayacağım. İlki kırsal yaşam müzesi, orada daha kolay bulabilmeniz için ingilizce kısa adı ile Folk Museum diye sorabilirsiniz. Buraya gelmek için şehir merkezinden Opera Binası’nın arka tarafından 7 nolu tramvaya binerek ve 1,5 Gravni yani 0,2 kuruş ödeyerek ulaşabilirsiniz. Gideceğiniz yönü tramvaya binmeden önce mutlaka sorun. 1971 yılında kurulan müze Avrupa’nın en büyük bir kaç açık hava müzesinden biri. Bu açık hava müzesi için yarım gününüzü ayırmanız gerek. Çünkü görmeniz gereken 105 tane yapı var. Bunların bazıları köy evleri, bazıları kilise. Hafta sonu giderseniz turistlerin de katılabileceği etkinlikler düzenleniyor.

Bu müze ormanın içinde ve biz kışın gittik, her yer kar altındaydı. Ormanın içinde yürümek ve fotoğraf çekmek çok keyifli oldu. Evlerin kapıları kapalı olsa da mutlaka kapıları açıp içlerine bakın, neredeyse her evin içinde bir kişi ve eşyalar var. Çalışanlar fotoğraf için pek sıcak kanlı değiller. Özellikle girişteki müzik evine girmenizi öneririm, oradaki görevli ile birlikte müzik yapabilirsiniz. Gezerken içeride yemek yiyebileceğiniz salaş bir de lokanta yer alıyor. Müzeye giriş Ukrayna parası ile sadece 30 Gravni. Yani kişi başı yaklaşık 4 TL yapıyor.

Açık hava müzesinden çıkınca hemen yan tarafında, hep açık duran bir de açık hava heykel sergisi var. Orayı da görmeyi ihmal etmeyin. Buradan şehre dönmeden önce ziyaret etmenizi önereceğim bir başka yer ise şehir mezarlığı olacak. Lychakiv Mezarlığı’na giriş için 25 Gravni yani 3,5 TL ödemeniz gerekiyor. Başlangıçta botanik bahçesi olarak kurulan bu mekan daha sonra mezarlığa dönüştürülmüş. Gününüzün kalan diğer yarısını bu mezarlığı ziyaret ederek geçirebilirsiniz. Çünkü burada 3000’in üzerinde mezar yer alıyor, mezarları her biri sanat eseri olan heykellerle süslemişler. Bu mezarlık kırsal yaşam müzesine yakın, hava iyiyse bu iki mekan arasını yürüyerek alabilirsiniz.

Şehir dışından 7 nolu tramvay ile şehre dönelim ve sabah giderken bilet aldığınız baleyi seyretmek için Lviv’in meşhur bale binasına doğru yol alalım. Sakın ben bale sevmem, bilet almam gitmem, demeyin ilk olacak ise deneyin, lütfen. Lviv Opera Binası oldukça güzel bir bina, gösteri başladan yarım saat önce giderseniz binanın üst katında bulunan aynalı salonu da gezmeye vaktiniz olur. Bir de bilet alırken pahalı bilet istemediğinizi anlatmaya çalışın, genelde turistlere pahalı yerlerden bilet satmaya çalışıyorlar. Sanırım biz kişi başı 100 Gravni yani 13 TL ödedik. İçeridekilerin bir kısmı bizim gibi meraktan gelen yabancılardan oluşuyordu. Sahne, kostümler ve tabi bale de oldukça güzel ve keyifliydi.

Opera Binasının yan sokağında her gün bir market kuruluyor. Oraya bakmanızı öneririm. Uygun fiyatlı hediyelik eşyalar ya da kendiniz için tekstil, porselen, sabun gibi şeyler bulabilirsiniz. Pazarın kenarından sağa dönüp devam ederseniz kısa bir yürüyüş ardından meşhur Rynok Meydanı’na geleceksiniz. İşte Lviv’e dair herşey bu meydanda olup bitiyor zaten.

Belediye binası ilk gireceğiniz yer olacak çünkü burada turizm danışma ofisi var. Size hemen bir harita verip anlatmaya başlıyorlar. Işığın durumuna göre belediye binasının kulesine çıkıp fotoğraf çekmenizi öneririm. Buraya bir kere çıkıp bir daha çıkmak istemezsiniz çünkü bir hayli merdiven çıkacaksınız. Buraya çıkmak için de bilet almanız gerekiyor, kişi başı 10 Gravni yani 1,5 TL ödedik.

Belediye binasının etrafında bulunan arnavut kaldırımı döşeli yollarda yürüme vakti geldi. Ancak onca merdiveni çıkıp indikten sonra soluklanmak gerek. Belediye binasından çıktığınızda hemen sol tarafınızda köşede bir kahve dükkanı göreceksiniz. Kapıdan içeri girer girmez ne kadar ilginç bir yere geldiğinizi anlayacaksınız zaten. Buradan kahve madeni olarak bahsediliyor. Alt kısmında bir mahzen var, aşağı indiğinizde kafanıza madenci kaskı takıp geziyorsunuz. Alt katı da üst katı da kahve dükkanı olarak kullanılıyor. Neredeyse her tür kahveyi bulmak mümkün. Lviv’de kahve yetişmiyor ancak dünyanın her yerinden gelen kahveler burada kavrulup çekiliyor ve kafelerde satılıyor.

Kahvenizi içtikten sonra bu dükkanın sağ tarafında bulunan taş binalara doğru yürürseniz tarih müzesini göreceksiniz. Hiç düşünmeyin girin kapısından içeri hem yapı çok güzel hem de içeride gördüklerinizden etkileneceksiniz. Beni en çok etkileyen ve üzen Yahudi toplama kampından getirilmiş olan üzeri kir ve lekeli bir mahkum üniforması oldu. Müzeyi 45 dakikada gezip bitirebilirsiniz sanırım. Yine yoruldunuz mu bu sefer sizi kahveciyi geçince karşı sokakta yer alan çikolata fabrikası bekliyor. Bir kaç katlı olan bu imalathanenin üst katları kafeterya, mis gibi çikolata kokusu içinde bir kahve içip biraz çikolata satın alabilirsiniz.

Rynok Meydanı’nın etrafında bir sürü ilginç kafeterya sıralanmış durumda. Örneğin çikolata fabrikasının yanında yazdığı romanla mazoşizmi anlatan ve yine aynı adla anılan yazar Leopold von Sacher Masoch adını taşıyan bir mazoşist kafe var. Biz kafenin dışında bulunan heykelin fotoğrafını çektik içine girmedik; ama gidenler para karşılığı kendini kırbaçlatabiliyorlarmış. Turistler için ilginç olsun diye yapılmış bir mekan gibi geldi bize. Yine belediye binasının karşısındaki bir başka kafeye girmek isterseniz içeri girmek için parolayı bilmeniz gerekiyor. Onun da parolası yaşasın Lviv. Kapı açıldığında elinde makinalı tüfekle bir asker sizi karşılıyor. Biz onun yerine kahve dükkanlarını, kiliseleri, meydanları ve geçmişte sanayi mahallesi olup bugün sanayi ve yaşamın içi içe geçtiği Pidzamçhe bölgesini ziyaret ettik.

İlginç bir yer görmek istiyorsanız size Lviv’deki fotoğrafçıların toplandığı klüp binasına gitmenizi öneririm. Adresi Virmenska Cd. 35 numara. Çarşamba günleri fotoğraf sunumları yapıyorlar. Binada zaman zaman gezebileceğiniz sergiler de yer alıyor. İngilizce bilen konuşabileceğiniz birilerine mutlaka denk gelirsiniz.

Merakınız varsa bir de eczane müzesi var. İngilizce tur rehberi eşliğinde eczanenin içini geziyorsunuz. Eczane Soborna Caddesi 1 numarada yer alıyor. İçeride bazı hediyelik eşyalar ve iddia etiklerine göre mutluluk ilacı üretip satıyorlar. Burası Lviv’in en eski eczanesi. Ayrıca Soborna Meydanı’nda Bernardine Katedrali’ni de ziyaret edebilirsiniz. Bu katedral dediklerine göre Türk askerlerinden korunmak için buraya sığınan hristiyan askerlerin bir süre yaşadığı bir yermiş. Bu kilisenin arka tarafında şehrin surlarından kalan bir kısım hala ayakta kalmayı başarmış. Surların üzerinde Hlynianska Kulesi de estetik bir şekilde yerinde duruyor.

Tarih müzesinin arka sokağında bulunan Dominican Katedrali’ni de görmenizi tavsiye ediyorum. Zaten kocaman kubbesi ve etkileyici giriş bölümü ile dikkatinizi çekecektir. Bu yapı başlangıçta ahşap olarak inşa edilmiş ancak bir yangında yapı yanmış. Sonrasında bugün görülen taş yapı eskisinin yerini almış.

Her yer hakkında uzunca yazıp sizi sıkmak istemiyorum Lviv’de ki turist ofisinden harita ve kitapçık aldığınızda her şeyin yeri zaten yazıyor olacak. Ayrıca sevindirici olan bir konu da turlara katılmak isterseniz Türkçe dinleyebileceğiniz ses kayıtları mevcut. Bir kaç yerin adını yazıp gerisini gittiğinizde keşfetmek için size bırakacağım. Yaz aylarında giderseniz Universytetska Caddesindeki Ivan Franko Parkını ziyaret edebilirsiniz. Saint George (Aziz George) veya diğer adı ile Yura Katedrali’ni ziyaret edebilirsiniz. Ön cephesinde Lviv’in koruyucusu kabul edilen Aziz George’nun figürü yer alıyor.

Manzara seyretmek isterseniz yüksek kale (Lviv’de ingilizcesi kullanılıyor High Castle) denen mevkiye yürüyebilirsiniz. Bu bölgeye giderken yol üzerinde bir ayazma bir de kışları girdikleri bir havuz var. Kışın sıcaklık sıfırın altında 8 derece iken kadınların havuza girdiğini gördük. İlginizi çeken bir konu ise bir de bira müzesini ziyaret edebilirsiniz. Kleparivska Caddesi 18 numarada yer alan bu fabrikada yapım aşamalarını göreceğiniz gibi tadım da yapabilirsiniz.

Lviv’in yer altı sularının hayli fazla olduğunu öğrendik. Hatta bu nedenle şehrin altını metro yapımı için kazamıyorlarmış. Yer altı nehrini yakından görebileceğiniz çok değişik bir yer altı kafeteryası var. Opera binasının yan tarafındaki ahşap bir kapıdan girip merdivenlerden aşağı indiğinizde bir yer altı kafeteryası ve yanında akıp giden nehri görebilirsiniz.

Son olarak eğer fotoğrafçıysanız veya estetik bir yapı görmek istiyorsanız mutlaka Lviv tren garına gidip görün. Bunun için Rynok meydanından 1 nolu tramvaya binip 1 Gravni yani 20 kuruş ödemeniz yeterli. Başka bir yol ise Opera Binası’nın önünden günde bir kaç kere kalkan turist otobüsü ile bir tur yapmanız. Ancak bu turda tren garının sadece önünden geçip gideceksiniz. İçine girip gezmek isterseniz tramvayı kullanabilirsiniz veya 30 Gravni vererek taksi ile gidebilirsiniz.

Lviv’de ne yenir?

Bizim yemekle çok fazla aramız yok. Ancak bir arkadaşımız cevizin çok uygun fiyatlı olduğunu söylediği için biz de ceviz baktık ve alabildiğimiz kadar alıp geldik. Türkiye’nin 4/1 fiyatına ceviz alabilirsiniz. Arada aracı olmasına rağmen ayıklanmış cevizin kilosunu 24 TL’den aldık. Her yerde bir kahve içip yanında çikolata yiyebilirsiniz. İstediğiniz lokantaya girip rahatça yemek yiyebilirsiniz fiyatlar çok uygun.

Lviv’de ulaşım

Havalimanından Lviv merkeze gelmek için taksiye bindik. Daha önceden bazı bloglarda okumuş olduğumuz için 400 Gravni isteyen taksicilere 100 Gravni teklif ettik kabul etmediler. Sonunda 150 Gravni vererek mutlu bir şekilde Lviv’e geldik. Bizim yanımızda taksiye binen Avrupa’dan gelen gençler vardı onlar 10 dolar (271 Gravni) ödediler. Biz yine iyi pazarlık yapmışız. Dönüş yolunda öğrendik ki hala çok ödemişiz. Kaldığımız yerden taksi çağırdılar ve sadece 81 Gravni ödedik.

Bir kere Lviv merkezine ulaştığınızda oradan sonrasında çoğunlukla yürüyerek ve geri kalan kısımları tramvaya binerek gezebilirsiniz. Bir de dolmuşları var ancak hayli kalabalık oluyor. Dolmuşlar tramvaylardan iki kat daha pahalı ama ona rağmen hala ucuz. Tramvaylar oldukça eski ve bazen yolda bırakıyor. Bizim eskiden kullandığımız boynuzlu dediğimiz troleybüs tarzında olduklarından önde giden bozulunca arkadaki de durup beklemek zorunda kalıyor. Biletleri tramvayın içinden satın alabiliyorsunuz. Aldıktan sonra sağ kenarda bulunan manuel bir makina ile delmeniz gerekiyor.

Lviv’e nasıl gidilir?

Lviv çok uzak bir mesafede olmadığı için bazen Türkiye içinde uçabileceğiniz bir mesafeden çok daha uygun fiyatlı bilet bulup gidebilirsiniz. İstanbul’dan THY ve Pegasus Havayolları Lviv’e uçuyor. Bunlardan bir tanesinin fiyatı oldukça uygun, tahmin edebileceğiniz gibi.

Ukrayna’ya vize var mı?

Yukarıda da yazdığım gibi, Ukrayna için vize almanıza gerek olmadığı gibi belki de yakında pasaporta gerek kalmadan, kimliklerimizle bile ülkeye giriş yapabileceğiz. Ancak havalimanından içeri girerken sınır polisi sert tavırlar sergiliyor, pek güler yüzlü değiller. Kalacağınız yerin adresini ve dönüş biletinizi soruyorlar. Türkiye’den bol miktarda erkek yolcu gidiyor onların bir kısmını sorgulamak üzere odaya aldıklarını gördük.

Lviv’de nerede kalınır?

Konaklama için bir çok alternatif var. Biz bir kaç kişi gittiğimiz için ev kiraladık. Evimiz Lviv Opera Binası’na 25 m mesafede ve oldukça merkezi bir yerdeydi. Hemen evin karşısında Opera Pasajı var ve alt katındaki market 24 saat açık. Bu nedenle çok ideal bir apartman oldu. Dört geceliğine 400 TL ödeyip 4 kişi aynı evde kaldık.

Lviv, Türkiye’den daha uygun fiyatlı bir tatil yapabileceğiniz ve yurt dışında yeni bir yer görebilmeniz için ideal şehir.

Lviv, Avrupa’nın En Ucuz Şehri

Lviv bizler için Avrupa’nın en ucuz şehirlerinden biri olduğu gibi; aynı zamanda vizesiz gidebileceğimiz bir şehir….

azgezmis.com

Yorumlar

  • Sayenizde gezmiş kadar oldum. Sanırım yurtdışına seyahat etmeye başlamak için kolay ve ucuz bir seçenek.

    • Elbette kolaylıkla gidip bir kaç gün tatilinizi yapabilirsiniz.

  • Güzel bir gezi olmuş bilgilerde çok iyi teşekkürler.

    • Evet çok eğlendik, selamlar :)

  • Teşekkürler.

    • Umarım işinize yarar selamlar.

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.

125x125125x125