Gito Yaylası

2 Eylül 2008 · Zehra Arslan

Bu yazıyı yazarken Gito’dan döneli iki hafta oldu ama aklım hala orada. Tam bir doğa harikası el değmemiş bozulmamış müthiş bir yer. Görmeden ölüp gitmek büyük kayıp diyebilirim. Gito’ya gitmek için önce Rize, Hemşin’e gelmek gerekiyor. Buradan 20 km lik bir yolu 2 saatte alarak Gito’ya ulaşıyorsunuz. İkinci bir alternatif yol ise Çamlıhemşin’den Gito’ya çıkmak, bu yol çok daha iyi durumda.

Gito

Neyse dönelim bize, biz Hemşin’e geldiğimizde akşam üzeri 17:00 civarıydı. Önce kiraladığımız Reno Clio ile (ki kendisini bu gezide jeep, kamyon hatta tır zannetti çünkü tırmanmadığı yayla kalmadı) çıkmayı denedik ancak yanlış bir yola sapıp geri döndük. Yolu sorduğumuzda bize ana yoldan ayrılmayın dediler, hangi anayoldan ayrılmayalım, biz gelmişiz Istanbul’dan bütün yollar asfalt, burada bütün yollar toprak.  Gelde sen ayırt et, hangisi ana yol. Bu da Karadeniz insanının konuya olan komik yaklaşımı olsa gerek. Hemşin’e geri dönüp şoförü ile araba kiralamaya karar verdik. Çünkü hem hava kararmaya başlamıştı hemde yağmur yağıyordu. İyiki de öyle yapmışız, ileri gittikçe yol bir kaç kere daha çatal oldu. Gito’ya gece 21:00 civarında ulaştık. Tam kalacağımız yerin kapısına geldiğimizde sağanak bir yağmur başladı. Neyse kapı açıldı, birden hiç beklemediğimiz bir yere girdik. Dağ başında içerisi ahşap ve taştan yapılmış sıcacık şöminenin yandığı sevimli bir dağ evi.

Burası Koçira, herkes hayvanları otlatmaya gittiğinde evde kalıp ev işlerini yapan hamarat kadına verilen isimmiş Koçira. Herkes oturmuş bizi yemeğe beklemişler yemekler minik masaların üzerinde hazır. Yerlerde kilimler serili tavandan sarkan birçok otantik nesne odaya ayrı bir güzellik katıyor. Yemekten sonra biraz şarkı söyledik biraz fotoğraf sohbeti yaptık ama uyku ağır bastı.

ambarli-yaylasi-hakkiceylan

Sabah gün doğumunu çekmek üzere saat 05:30 da ayaktaydık. Dışarı çıktığımızda sağ tarafımızda Çat Yaylası, önümüzde Kaçkar zirvesi, biraz ileride Pokut Yaylası ve müthiş bir bulut denizi sessizlik, sakinlik, yeşillik, dinginlik ve insana özgür olduğunu hissettiren müthiş bir yükseklik vardı. Fotoğraf çekerken kendimi hiç bu kadar değişik bir yerde hissetmemiştim. Fakat burada hava çok çabuk değişiyor daha sonrada çekeriz diye kahvaltı için Koçira’ya geri döndük ama bir daha hava hiç açmadı. Bu sene yaz boyunca sadece iki kere hava açmış. Güneş varken aniden sis gelebilir ve hava birden soğur. Buna hazırlıklı olup mutlaka yanınıza kalın giysiler almalısınız.

Öğlene doğru yukarı kısımda bulunan göllere yürümek üzere Ambarlı yaylasına gitmek istedik ancak bir gece önce yağan sağanak yağmur nedeni ile yol balçık olmuştu çıkamadık. Yakındaki Badara yaylasına gittik. Orada hayvanlarını otlatan iki kadına rastladık. Bir tanesi henüz gençti (Yüksel) ama yaşlı olan dünya tatlısı bir (Emine teyze) teyzeydi. Yazları yaylaya gelip kışın Istanbul’a oğlunun yanına gidiyormuş. İneklerinin hepsine isim takmış, hepsinin bir şahsiyeti var.

Bu arada İstanbul Ümraniye’de birçok Karadenizli’nin yaşadığını öğrendim. Kime sorsak yazın yaylada kışın Ümraniye’de oturduğunu öğrendik. Badara yaylasında hiç tanımadığımız bir aile bize çay ikram etti. Çaylarımızı içerken biraz sohbet ettik ve yanlarından ayrıldık. Büyükşehirde yaşasalar bile burada kurallar yayla kuralı oluyor ve misafir ediliyorsunuz.

gito-hakkiceylan

Öğleden sonra kiralık minibüsümüz ile tekrar Ambarlı yaylasına çıkmayı denedik. Bu sefer başardık ancak göllere yürümek için tırmanışa geçtiğimizde sis ve yağmur bastırınca geri dönmek zorunda kaldık. Aşağı inişe geçmeden önce bir pınar başında öğle yemeğimizi yedik, sislerin içinde yemek, yemek oldukça keyif verdi. Ambarlı yaylası da fotoğraf için oldukça verimli bir yer. Birden karşınıza sislerin içinde yürüyen bir yayla sakini veya oynayan çocuklar çıkabiliyor. Burada bir hayli fotoğraf çektikten sonra yine tanımadığımız bir başka aile bizi evine davet etti ayaklarımız ıslanmıştı bizi sobanın başına oturtup çay ikram ettiler. Buraya gelirken su geçirmeyen kışlık ayakkabılar ile gelmenizde fayda var.

ambarlı

Sobanın başında otururken aylardan Ağustos olduğuna dikkat çekmek isterim. Oldukça güzel sohbetlerden sonra 1 saatlik bol virajlı ve tehlikeli bir yoldan tekrar aşağıya Koçira’ya indik. Gito’da birçok endemik bitki türü var. Bu ne diyebilirsiniz şimdi, sadece tek bir yörede yetişen başka bir yerde görülmeyen türlere verilen isim endemik. Ormanda bunları bulup fotoğraf çekmenin keyfide bir başka oluyor. Gito’da ormanda yürümek pek kolay değil orman fazlaca bitkilerle kaplı. Tek başınıza girmenizi iki nedenden dolayı tavsiye etmem, vahşi hayvanla karşılaşabilirsiniz veya aniden gelen sisle yolunuzu kaybedip çok uzak bir noktadan çıkabilirsiniz. Açık bir havada mutlaka yöreden bir kişi ile ormana girmeniz doğru olur.

ambarli-yaylasi-hakkiceylan

Koçira Pansiyon Gito’da kalınacak tek yer. Orayı Abisi işletiyor. Abisinin gerçek adı Serhan. Koçira’nın kapısından içeri giren ister öğretim görevlisi olsun, isterse yüksek makamdan biri burada o kimliğinden sıyrılarak abisi veya ablası olmak zorunda. Çünkü Serhan abisi bütün bayanlara ablası bütün erkeklere abisi diye hitap ediyor. Abisinin çok da karakteristik bir görüntüsü var. Sizde çok farklı bir yer görmek ve doğaya aşık olmak istiyorsanız adres Gito ve Koçira. Bizi oralara çeken sadece Gito değil tabi ki Karadeniz insanının sınır tanımayan misafirperverliği, güleryüzü, yardım severliği.

Bu arada Koçira’da kalmak için önce abisinin sınavını geçmeniz gerekiyor. O diyor ki buraya çizgili pijamalı mangalcılar, hayvanlara ve çevreye zarar verenler giremez buraya gelenler özel olmalı. Bunun içinde rezervasyon yapacak olanları telefonda bir sınavdan geçiriyor. Çok da iyi yapıyor. Buyrun gelin derse bilinki özelsiniz. Gito’ya gitmeden ölürseniz şunu bilmenizi isterim, gerçek özgürlük nasıl bir duygu öğrenemeden göçüp gideceksiniz. Bir yazar Gito için yaylaların şahı demiş. Ben de ilk gördüğüm anda burası yaylaların yaylası dedim. Gito’ya giderseniz abisine çok ama çok selam söyleyin.

Bu yazıyı 2013 yazında tekrar okuyup biraz ek yapmak istedim. Biz artık her yıl Gito’ya gider olduk. Sağlımız elverdiği sürece oradan kopmak istemiyoruz. Gito’nun yeşili ve sohbeti beni hala etkiliyor. Bazen bu blogu okuyup oraya gelenlerle Gito’da bizzat tanışmak bana keyif veriyor. Sanırım Gito’yu buradan okuyup giden çok fazla insan var. Yıl 2017, biz hala Gito’ya gidiyoruz ve Serhan ilk günkü gibi çizgisini değiştirmedi. Gito hala bozulmadı, gün doğumları, gün batımları hep keyifli, hala Ağustos ayında yaylada soba yanıyor.

Gito Yaylası

Bu yazıyı yazarken Gito’dan döneli iki hafta oldu ama aklım hala orada. Tam bir doğa harikası…

azgezmis.com

Yorumlar

  • Trabzonluyum ama pekte karadenizi bilen biri değilim. 2017 ağustos ayında kendimce bir gezi planı yapıp gezdim doğu karadenizi. Ayderin kalabalığından kaçıp zil kale üzerinden çat ve elevit yaylasına ulaştım. harika bir yerdi. Çat’ta otururken çapraz yukarıda bir kaç ev gördüm. epey yüksekteydi. adını öğrendiğimde Gito dediler. o yaz gidemedik. Lakin 2018 yazında yine 10 gün kadar bir doğu karadeniz gezisi yapmayı planlıyoruz. Size danışmak istediğim konu; Arabam mitsubishi lancer ile Gito’ya gidilmesinde sakınca olur mu? Ayrıca Elevit’e gittiyseniz eğer Elevit yolundan daha zor mu daha kolay mı? Son olarak Zilkale-Gito arası otomobil ile ne kadar sürer.
    Bilgi paylaşımınız için şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhaba Cengiz Bey,
      Gito yolu Elevit yolundan biraz daha kötü. Mitsubishi Lancer ile çıkarsınız. Yağmurun durumuna bağlı, yağmur yağmışsa, yolun sonuna doğru çamur olabiliyor. Zilkale’den, Gito yaklaşık 1,5 ila 2 saat sürer. Gito’ya çıkmışken konaklamanızı tavsiye ederim.

  • Ya Allahım nasıl güzel anlatmışsınız ya resmen aşık oldum.Ya bu zamana kadar bu güzelliği nasıl göremem ya nasıl diye diye yedim kafamın etini bu nasıl güzellik ya çok tatlısınız var olun. Çok teşekkür ederim. Aşkımı depreştirdiniz var olun ya siz daha çok gezin biz daha çok görelim, bizi aşık edin böyle ya çok güzel ya. 🎈❤️

    • Aylin Hanım umarım en kısa sürede siz de gidip görürsünüz.

    • Teşekkür ederim, inşallah ya. Çok sağolun.

  • Merhaba
    oncelikle fotolara baktigimda cok guzel insan bir omur boyu o karede olmak istiyo tabi.
    Sorum su
    Bir kac arkadasla kamp yapmak icin Gito ya gelmeyi dusunuyoruz ve burda ozel mulkiyetler haricinde cadir kurma sansimizin oldugunu biliyorum ama cadirin yaninda belirli kurallar cercevesinde simsicak bir cay icme sansimiz varmi cunku malum her dakikasi bir olmuyo havanin :) buraya gelebilecegimiz herhangi toplu tasima araci varmi burdan diger yaylalarada yaya olarak gidebilirmiyiz bu konular hakkinda bilgi edinebilirmiyim tesekkurler..

    • Mehmet Bey merhaba, öncelikle Gito’ya herhangi bir toplu taşıma aracı gitmiyor. Zaten yaylada bulunan insan sayısı da çok az. Bulunanlar da genellikle Serhan Bey’in Koçira Pansiyonunda kalıyorlar. Başka açık bir ev bulma olasılığınız çok düşük. Yaya olarak diğer bir çok yaylaya ulaşabilirsiniz; ama sis nedeniyle kaybolma riskiniz hep var. O yüzden tecrübeli birinin refakatinde yürümeniz her zaman önerilir. Çadır kurmanızla ilgili bir sıkıntı olacağını sanmıyorum; fakat Koçira çok büyük bir yer değil ve içerideki misafirlerin rahatsız olmayacağı şekilde hareket etmeniz durumunda ve Serhan Bey ile yapacağınız muhabbetin ışığında çay ikramı olabilir, olmayabilir de :)

  • Merhabalar,
    Burada kamp kurabilir miyiz? Bu konuda önerileriniz nelerdir? Pokut’tan sonra burada da harika manzaralar göreceğime eminim.
    Not: Geçen yıl Pokut’ta kamp atmıştım 3 gün kadar)
    Not2: yaşasın Pokut, yaşasın Gito

    • Gökhan Bey, elbette. Burası özel bir arazi değil. Ama doğada her yerde olduğu gibi burada da belli kurallara uymanız gerekir. Elbette harika manzaraları olan bir yer..

  • Merhaba,

    Öncelikle cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Konaklamanın haricinde hiç bir sıkıntı görülmüyor gibi :)
    Tekrardan teşekkürler..

  • Selamlar Zehra Hanım,
    Özellikle Rize’de gezmediğim yayla kalmadı desem yalan olmaz sanırım :) Her sene gitmeden duramadığımız yeşiline hasret kaldığımız Karadeniz’e bu sene tekrardan Kaçkar planımızla gerçekleştirip, hasret gidereceğiz inşallah.. Gito yaylasını fotoğraflardan görüp ve sizin anlattıklarınızla aşık olduğumuz bir yayla. Öncelikle hangi ayda gitmemizi tavsiye edersiniz? Ayrıca bisikletle yapmak istediğimiz yaylalar turu için Çamlıhemşin’den hareketle Gito’ya rahatlıkla gidebilir miyiz? Gito’da çadır kurma imkanımız var mıdır?
    Umarım iletimi görürsünüz. Şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhaba Nuray Hanım,
      Yaylalar Haziran ortasından Eylül sonuna kadar gitmeye elverişli oluyorlar. Gito’ya bisikletinizle çıkabilirsiniz ancak yollar biraz taşlıklı bu lastik patlamasına sebebiyet verebilir. Gito’da evlerin arazisi dışında bir yere çadır kurabilirsiniz. Ancak gece ayı ve çakal ziyareti olabilir.

  • Merhaba,
    Yazılanları hayretle okudum. Ya ben yanlış bir yere gittim ya da insanları oksijen çarpmış. Misafirperverlik kısmı ise güldürdü. Ben de Gito-Koçira-abisi deneyimimi paylaşayım o halde. Deneyim deneyimdir iyi veya kötü ama tabi yayınlanacağını hiç sanmıyorum. Ben bir arkadaşımla İstanbul’dan yola çıktım, arabayı o kullanıyordu. İki gezgin kız Ordu’ya bol molalı bir yolculukla 18 saatte ulaştık. Ordu’da yemek yerken bu sitede yazılanlara aldanarak Serhan’ı aradık. Yolunacak kazlar arasında çok özel olduğumuzu anlamış olmalı ki sınavı geçtik ve bu gece yer yok, yarın gelin dedi. Biz o gece Ayder’de konakladık. Ertesi gün aradık ve aracımızın uygun olup olmadığını sorduk. Bize yolun çok iyi olduğunu söyledi ve o akşam karanlığında yola çıktık. Hayatımızda aldığımız en yanlış karara doğru yol almaya başladık. Yollar berbat ve tabelalar olmadığı için Serhan’ı aradık o ise o sırada abisileriyle bize gülüyormuş ki biz bunu oraya gittiğimizde öğrendik. Yol berbattı, uçurumları aşarak Koçira’nın o samimiyetsiz ortamına girdiğimizde ise misafirperverlik ve aileden kasıt bu herhalde ki bol miktarda dalga geçildi bizimle. İlk geldiğimizde biz bu yolu nasıl ineceğiz diye düşünürken abisi hiç merak etmeyin ben sizi indirteceğim dedi ancak saatler sonra ben öyle birşey demedim diyerek bizi bir kez daha şaşırttı. Akşam boyunca tavrı sürekli değişen abisi Serhan ertesi gün yer olmadığı halde gece iki kıza acıyacak sizi yarın göndermeye içim elvermez, bu grupla yarın göl turuna çıkın diyecek ama ertesi sabah gece mutfakta gördüğümüz fare yüzünden bizi kibarca kovacaktı. Haklı aslında! Bütün gece mutfağın kapısını kapatmamız gerektiğini söylemişti , fareler kaçmasın diye herhalde. Odamızın kapısını kilitlediğimiz için “ev burası,ev!” diye bize çemkirilirken çay almak için mutfağa girdiğimizde “ben yardımcı olayım, siz girmeyin” diyen Hamit tarafından yolumuz kesildiği halde gece su içmek için mutfağa dalmamalıydık.Hem abisinin hem farelerin huzurunu kaçırdık. O kabus gibi penceresiz odada fare korkusuyla geçirdiğimiz gecenin mükafatı ise kahvaltı etmeyi miğdemiz kaldırmadığı halde bizden alınan 150 tl olacaktı! Açıkçası muhteşem Karadeniz yolculuğumuzda hatırlamak istemediğimiz tek tavır Abi’sinin tavrı ve unutmak istediğimiz tek mekan Koçira oldu. Gito cennet orası ayrı:)

    • Miray Hanım,
      tesadüfe bakın ki bu bloğun yazarı olan ben siz geldiğinizde Koçira’daydım. Bunu size de söylemiştim zaten geldiğinizde. Buraya yazılan tüm yazılar küfür ve aşağılama içermediği sürece yayınlanır. Bizim bloğumuzu okuyarak her yıl Koçira’ya giden en az 40-50 kişi var. İlk defa böylesi bir yazı geliyor. Kendi pencerenizden gördüklerinizi yazmışsınız bir de diğer taraftan görünenleri yazayım. Öncelikle cesaretinizden dolayı tebrikler bu kadar genç yaşta Istanbul’dan Rize’ye oradan da tek başınıza o yaylanın yollarını aşıp gelmek kolay iş değil. Ancak biz bu yaylaya gelmek için önceden arayıp rezervasyon yapıyoruz. Siz de geldiğinizde gördünüz yaylada kalınacak tek yer Koçira ve sadece bir kaç odası var. Siz geleceğiniz için biz daha küçük bir odada kalabalık bir konaklama yapmak zorunda kaldık aylar öncesinden yer ayırtmış olmamıza rağmen, biz odamızı size verdik. Bayramda bir gün öncesinden arayıp geliyorum deyip yer bulmak büyük şans. İçinizden biri sanıyorum Karadenizli idi. Ancak Istanbul’da yaşadığı için Karadeniz ahşap evlerinin özelliklerini öğrenmemiş gözüküyor. Ahşap evlerde en ufak bir ses diğer tüm odalardan duyulur. Biz de bütün gece sizin konuştuğunuz her şeyi duyduk istemesekde. Abisi hakkındaki tüm gülüşmelerinizi ve sen kim oluyorsunda sizi beğendim kalabilirsiniz, diyorsun deyişlerinizi ve diğer tüm konuşmalarınızı orada kalan herkes malesef duydu. Ertesi gün gördüğünüz muamele herhalde bu yüzdendi. Hayat bir tecrübedir ta ki ölene kadar her şeyi tecrübe ederek öğreniriz. Henüz çok gençsiniz. Bunu unatacağınızı sanmam bir daha ki sefere. Ödediğiniz fiyata gelince emin olun biz sizden daha yüksek bir rakam ödedik oraya. Bu konuda sizden alınmış abartılı bir rakam yok. Bu konuya şöyle bakmanız gerek bir dağa çıkıyorsunuz ve tek kalacak yer var. Buraya gelen tüm yiyecekler aşağıdan yukarı taşınıyor çamaşırlar burada kurumadığı için bazen aşağıya indirilip yıkanıyor ve yukarı çıkarılıyor. Tüm bunlar yüksek bir maliyet, elbette sahilde 30-40 TL’ye konaklanan otellerden daha yüksek bir fiyatı olacak.

      Fare meselesine gelince Istanbul’da yemek yediğimiz lüks yerlerin mutfaklarına girseniz şaşırırsınız uzun yıllar turizm sektörünü içinde olduğum için bu mutfakları iyice gördüm. Elbette bu fareyi hoşgörmek anlamına gelmiyor ama Koçira mutfağında her şey kapalı saklanıyor gördünüz zaten. Eminim aldıkları başka önlemlerde vardır bu konuda. Sonuçda dağ başında bir ev, burada kesinlikle hayvanların dünyasındayız ve onlarla savaşmak kolay değil o ortamda. Ben Koçira’ya 7 yıldır gidiyorum mutfağına bir kere girdim. Burası ev görüntüsünde olabilir ama neticede konaklama yapılan bir mekan. Kaldığım hiç bir otelin mutfağı beni içeri almayacağı gibi Koçira’nın mutfağına da benim çat kapı girme hakkım yok diye düşünüyorum.

  • Sayın Tecrübeli Arkadaşlar ,,

    GİTO YAYLASINA EN KESTİRME VE EN GÜZEL YOL OLARAK NEREDEN ÇIKMAYI VE NE İLE ÇIKMAYI TAVSİYE EDERSİNİZ,ACELE BİLDİRİN YARIN YOLA ÇIKIYORUZ

    • Sinan Bey,
      mailinize cevap gönderildi.

  • 2 gun once Serhan abisi ile tanısma sansına kavustum.10 arkadasımla beraber karlar altında Kocira idik hersey muhtesemdi anlatacak kelime bulamıyorum en kısa zamanda tekrar gidebilme umidiyle….

  • Merhaba Zehra Hn,

    Ne güzel anlatmışsınız bizim oraları saymış olduğunuz her yere adım atmış gezmiş olan biri olarak tekrar aynı duyguları yaşattınız ve çocukluk yıllarımın yayalad geçirdiğim güzel anılarımı hatırlattınız.Badara yaylasında bahsettiğiniz ve resmini koyduğunuz yaşlı teyze benim ananemdir.Ve biz kuzenler ona atom karınca deriz.Ben her sene giderdim,fakat bu sene gidemedim ve hala bu ekskliği içimde hissederim.

    Yapmış olduğunuz bu ziyarey bizleri mutlu etti.

    Teşekkürler.

    • Hüseyin bey,
      anneanneniz gerçekden müthiş yaşına rağmen hala çalışmaya devam ediyor. Biz de her yıl Karadeniz’e gelmeye gayret gösteriyoruz.

  • Yurdum turun başkanı olarak grubumu gitoya götürdüm,
    Zorlu ve yorucu bir yolculuk tu. Oraya bence clio değil pokut ve sala çalışan ünimoglarla gitmek daha doğru olur diye düşünüyorum, Yolculuk bardaktan boşanırcasına bir yağmur altında geçerken yolda bir kaç defa inmek zorunda kaldık.Grup söylenirken bende “Arkdaşlar Antalya’da 5 yıldızlı otele gitmiyoruz burası karadeniz saati satine uymaz diyerek yatıştırdım. Gito ya vardığımızda herkesin soluğu ve sesi eşsiz doğa ve manzara karşısında (dolunay ve aşağıda bulut denizi ) kesildi.
    Karadeniz anlatılmaz ve yaşanır diyor Abisine de kucak dolusu selamlar . ayderi karlar altında gördüm gitoyu da mutlaka kışın görmek isterim. Gito sevdalılarına kucak dolusu sevgiler

  • çok teşekkürler Zehra Hanım :) sis benim de gözümü korkutuyor açıkcası, araç kiralamak iyi bir fikir gibi duruyor- bi cüzdanımızı kontrol etmemiz lazım :):) bizim için şimdi oturup iyi bir plan ve hesap yapma vakti… bakalım hayali gerçeğe dönüştürebilecek miyiz :) Koçira’ya gidersek selamınızı mutlaka ileteceğim. ve sanırım yola çıkmadan yine size soracaklarım olacaktır,şimdiden çok teşekkürler, kendinize iyi bakın :)

  • Zehra insanların gözünü korkutma… Bu yıl ben her iki yoluda kullanarak gitim GİTO’ya. Hem de haziran ayında, yağmur hiç durmadan yağarken. Serhan Çat tarafındaki yolu düzelttirmiş. Hemsin tarafından gelirken ise yol her zamankinden daha düzgündü. Yani şimdi GİTO’ya gitme zamanıııııı….

    • Tahir selam, Karadeniz’de sen nelerin karşına çıkacağını biliyorsun ben en kötüsünü yazıyorum iyi olursa ne ala. Bir de herkes senin gibi yada Nadir gibi dayanıklı olmayabilir. Yıllar önce Karadeniz’e gittiğimde bir spor ayakkabı ve tişörtle gitmişdim. Yaylada yağmur ve soğukdan ayakkabının içine naylon poşet giymek zorunda kaldım :)

  • Merhaba Zehra Hanım, karadeniz yaylalarını anlattığınız yazılarınız için çok teşekkür ederim. yaz bitmeden gitmek istiyorum ve bir türlü oraları doğru düzgün anlatan bir blog bulamamıştım,sizinkini bulunca çok mutlu oldum,okuyup duruyorum :) bir şeyler soracaktım, Koçira’nın Abisi hala aynı cep numarasını kullanıyordur değil mi? ya da yeni bir numarası varsa biliyor musunuz? bir de biz iki kişi yayan gideceğiz yaylalara, çok mu zorlanırız? anladığım kadarıyla çoğuna çıkan minibüsler var gerçi.. onlara yaklaşık ne kadar ödememiz gerekir?

    • Merhaba İnci hanım,
      Koçira’nın abisi hala aynı cep telefonunu kullanıyor. Gidince bizden çok selam söyleyin bizi azgezmişler olarak hatırlar. Yaylalara yürüyerek çıkmak iyi cesaret derim. Saatlerce sırtınızdaki yüklerle yokuş tırmanmayı göze alıyorsanız diyeceğim yok. Ancak gideceğiniz yerlerde çok az kalma fırsatınız olur vaktinizin çoğu yollarda geçer. Gito’ya araçla çıkmak isterseniz Hamit Küçük ile görüşebilirsiniz 0538 947 17 87 biz 3 yıl önce 100 TL ödemişdik. Bana sorarsanız en iyisi Reno Clio kiralamak o her türlü yola gidiyor. Gito’ya çıkmak için iki yol var birisi Aşağı Çat yaylası yakınında ve yaylaya çok yakın diğeri ise Hemşin tarafında karışık ve uzak. Aşağı Çat tarafından giderseniz araçla veya yürüyerek gitmek çok daha kolay olur. Ancak yaya olduğunuzda aniden bastıran yağmur ve sisi düşünmeniz gerek. Ayrıca yaylalar arası mesafeler oldukça uzak ve yollar yürümek için zorlu. Sis bastığında çok rahat kaybolursunuz. Sizi korkutmak istemem ama bu olayı biz yaşadığımız için size yazıyorum. Dağa çıkarken ani bir sis bastı bir kaç dakika içinde 50 cm ötemizi göremez olduk. Yani kaybolduk geri dönüş yolunu bulmamız bir hayli zorlu oldu.

  • bır hafta oldu ızmıre donelı.ben bu yıl ılk defa gıttım ıkı aksam gıto da koçirada kaldım..huzuru ve mutlulugu bır aıle ortamında yasamanın sevıncını hala yasıyorum..hersey ıcın bır kez daha tesekkur ederım..ıyı kı varsınız..ıyı kı sızlerı tanımısım..sonsuz saygılar ve sevgıler koçira ailemee:)

    • Gito sevgisi giderek büyüyor. Elbette burayı sevdiren en büyük etken orada yaşayan samimi insanlar.

  • İki gün oldu ankaraya döneli gitodaydım, koçirada konaklayamadım ama bir akşam muhabbetlerine katıldım fevkalade….

  • muhteşem yok böyle birşey doğa ve insanlık bir arada huzur var mutluluk var kesınlıkle gıdılmelı ben bu yıl gıttım her yıl gıtmek ıstıyorum.İLGİNİZE ALAKANIZA TEKRAR TEŞEKKÜR EDERIM SERHAN ABICIM IYI KI VARSIN KI BU GUZELLIKLERI YAŞATIYOSUN.TEKRAR GÖRÜŞMEK ÜZERE.SAYGILAR.

  • ben eski ismi miloz yeni ismi kestanelik köyündenin ve bu yayla da geçti çocukluğumuz.bize bu heyecanı yaşatan ve emeği geçen herkesin gönlüne sağlık

  • Gerçekten harika bir yerdi… Aşağınızdaki bulutları görünce nasıl bir duygu alacaksınız hayal edemiyorum.. Gezip görülesi bir yer gerçekten…

    • Mehmet bey,

      Bir gören hep bir daha Gito’ya gitmek istiyor. Gito’yu ilk gördüğüm an hala aklımdan çıkmıyor.

  • bu sari uşak ve en önemlisi yakişukli uşak yeğenumdur bu bakişlarun altinda neler var nelerrrrrrrrrr ağğğğğğğğ kimsesuz dağlarun tek efendisi sislerun tek arkadaşi sinanum seni seveyirum.

    • Doğru o sarının adı Sinan. Bize poz verirken çeşmeye annesine yemeklik su almaya geldiğini unuttu.

  • Merhaba Tolga,
    bizim içinde sizinle karşılaşmak hoş bir surpriz oldu. Umarım, seninde dediğin gibi bir gün bir başka dağda yolumuz yeniden kesişir.

  • Uzun zamandır aklımda.Ha bugün yazdım ha yarın.Bu aralar dağlara yaylalara olan özlemim depreşince bir bakayım neler yazıyordu dedim. Okudum bu sefer dayanamadım:)Ne güzel günlerdi be.Daha öncede gitmiş olmam rağmen bu seferkinin tadı damağımda kaldı.Sanırım bunda ekibin ve sizleride orada görmenin katkısıda vardı.Öncelikle o güzel yeri yapıp bizide orada buluşturduğu için Serhan ağabeye,Asım hocaya ve gezi boyunca sohbetiniz için sizlere çok teşekkürler.Birgün bir dağda buluşmak dileğiyle.Trabzon`dan selamlar.

  • Yeniden merhaba ablası..abisi..yüreğinize sözcükler güneş sıcaklığında düşmüş…Sizleri tanıdığıma sevindim.. insan sıcağınızın kaybolmaması dileğiyle….

  • :) 10 ve 14 ünde arkadaşların düğünleri olmasa kaçıracağım bi gezi değildi…

  • Her an sürprizlerde doluydu.
    En güzel süpriz sizlerle karşılaşmak oldu.
    Eşsiz güzellikteki fotograflar eşliğinde harika bir sunum…
    Hepinize sevgiler…

  • @Fatih, sana aylarca bosuna mı yalvardık gel diye.
    Seneye sen bizim peşimizden koşacaksın kadro doldu :))

  • Sevgili Zehra ne de güzel anlatmışsın yaşadıklarımızı.. Hala birlikte hergün anıyoruz ve özlüyoruz.
    Sanırım ben ruhumu orada bıraktım..
    Sahi karlar altında Gito fena fikir değil, Tahir Bey haklı olabilir hı ne dersin?

  • Zehra bu ne güzel site böyle, gezmiş görmüş kadar oldum. Gözüne, ellerine sağlık. Öptüm seni. Tülay

  • Zehra, öyle akıcı ve güzel yazmışsın ki bu yazı ile oralara götürdün oralarda bıraktın beni. Ellerine sağlık! Gelemediğime pişman olayım diye bu kadar güzel yazdığınızı sanıyorum :)

  • Sizinle oralarda karşılaşmak ne güzeldi…
    Hayatımda gördüğüm ve zaman geçirmekten en çok keyif aldığım yer oldu GİTO… Serhan Abisi ile konuştum… Karlar altında da GİTO’yu görmek istediğimi söyledim. “Haber ver Trabzon’da alandoan alayım sizi” dedi… Gelmek isterseniz yani
    :))

  • sizleri tanıdığıma çok memnun oldum.açıkçası iyi bir okuyucu,orta derecede fotoğrafçı ama kesinlikle kötü bir yazarımdır.anlat derlerse git gör derim.karadeniz anlatılmaz.yaşanır.
    haksızmışım.
    anlatılabilirmiş.
    sevgiler.

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.