Trabzon

5 Ekim 2010 · Hakkı Ceylan

Aslına bakarsanız Trabzon’u anlatmak için oldukça uzun bir yazı yazmak gerek; fakat hem okuyanları sıkmamak hem de Azgezmiş’in alışılagelmiş anlatımıyla devam etmek gerekeceğini düşündüğümden sadece fotoğraf adına ilginç olan, gidip gördüğümüz yerlere değinerek geçeceğim.

Genelde Karadeniz Yaylalarına geziye gittiğimizde uçakla uğradığımız ve dönerken de yaklaşık bir tam gün geçirdiğimiz Trabzon’un merkezinde hemencecik görülmesi gereken birkaç yerden bahsedebiliriz. Bunlardan ilki Trabzon Ayasofyası olarak bilinen kilise; bir kaç sene öncesine kadar müze olan bu mekan şu anda cami olarak ibadete açılmış durumda. Merkeze oldukça yakın olan bu yapıyı görmek için sahil yolundan batıya doğru 3km gitmeniz yeterli olacak. Yapı Komnenos Hükümranlığı sırasında M.S. 1250 -1260 yılları arasında inşa edilmiş. Tarih sahnesinde fetihden sonra da yine camiye çevrildiğinden mimaride islam sanatı etkilerini de görebiliyorsunuz. Detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz: wikipedia.org/Trabzon_Ayasofya_Müzesi

Trabzon’da eğer fazla vaktiniz yoksa Trabzon Ayasofyasından sonra Akçaabat’tın merkez mahallesi olan Orta Mahalle’deki eski evleri görmeniz ve o sokaklarda fotoğraf çekmeniz oldukça iyi bir tercih olacaktır. Eski evlerin ve sokakların yanısıra Orta Mahalle’de görebileceğiniz ayrıca bir de eski kilise mevcut. 14. yy da inşa edilen ve St. Michael Kilisesi olarak bilinen yapı Bizans döneminin özgün mimarisine sahip. Orta Mahalle tarihi kentsel bir sit alanı olması dolayısıyla dokusunu muhafaza etmeye devam ediyor.

Trabzon Merkez’den sadece 10Km uzaklıkta, ilginç bir oluşum olan Sera Gölü, dinlenmek, yemek yemek ve fotoğraf çekmek için iyi bir tercih. Yaklaşık 60 yıl önce bölgede gerçekleşen bir heyelan sonucu aniden ortaya çıkan Sera Gölü yaklaşık 650 m. uzunluğunda ve 350 m. genişliğinde, en derin yeri ise 55m. olarak ölçülmüş. Manzara ve doğa meraklılarının ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Sera Gölü’ne ulaşabilmek için Trabzon merkezden Akçaabat yönüne yaklaşık 7 Km gittikten sonra göreceğiniz sapaktan dönün ve 2 Km daha gidin.

Hazır Trabzon’da iken “yakınlarda hangi yayla var?” diye biraz araştırma yapınca Hıdırnebi cevabını aldık ve yola koyulduk. Deniz seviyesinden 1750 m yükseklikteki Hıdırnebi Yaylası’na gitmek için Akçaabat merkezini geçtikten sonra, Düzköy yolu dönüşü ve Erbaşaranlar Petrol istasyonunun yanındaki Hıdırnebi Yaylası levhasının bulunduğu kavşaktan sağa dönerek yayla yoluna girmiş oluyoruz. Trabzon Akçaabat arası 13 Km ve Akçaabat Hıdırnebi arası da 28 Km. Yolun neredeyse tamamı virajlı olsa da asfalt olduğundan zorlanmıyorsunuz. Şehir merkezine yakınlığı, yolun asfalt olması, altyapı hizmetlerinin tamamlanmış olması vb. nedenlerle yayla otantik havasını kaybetmiş. O kadar ki Hıdırnebi de bir Yayla Kent projesi dahilinde yazlık site inşaa edilmiş. Tamam doğayı bozmamış ve doğa ile iç içe olmasına olmuş; ama bizim özlediğimiz 150, 200 yıllık eski evler, eski yaşantı, otantik mimari kaybolmuş. Buna rağmen Argolos Çimeni denilen yerde, her yıl 18 Temmmuz’da başlayıp, 20 Temmuz’da biten büyük bir şenlik yapılıyor. Biz göremedik ama; Orağın yedisi (Temmuz’un 20 si) ismiyle gerçekleşen şenliğin yöredeki en büyük şenliklerden biri olduğunu öğrendik.

Eğer biraz daha zamanınız varsa; güneye, Maçka tarafına giderseniz, Sümela Manastırı görülecek yerlerin başında yer alıyor. Fakat şunu söylemeden geçmeyelim Sümela Manastırı’na giderseniz yukarıya çıkmayın, yukarıda hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Aşağıdan sisler içerisindeki ihtişamlı görüntüsü belleğinizde kalsın, o görüntüyü bozmayın. Çünkü çok uzun süren bir restorasyon çalışması nedeniyle yapı orijinalliği yitirmiş, restorasyon adı altında maalesef tamirat/tadilat işleri yapılmış. Sümela’nın kilise olarak yaşı 1600 den fazla olmasına rağmen manastır olarak 600 yıllık geçmişi var. Daha derin bilgi için: wikipedia.org/Sümela_Manastırı

Hamsiköy ise hemen ilerinizde yeralıyor; ama eski havasını kaybedip turistik bir mekana dönüştüğü için fotoğrafçıların pek ilgisini çekeceğini düşünmüyorum, belki uzaktan bir manzara görüntüsü ile idare edilebilir. Fakat Zigana’ya doğru giderken yol boyunca değişik manzaralar ve fotoğraflar yakalamanız kaçınılmaz. Bence fotoğraf için Zigana geçidini aşıp geri dönecek bir tura zaman ayırın.

Yemeği nerede yiyelim diye soranlar olacaktır. Bizim her geldiğimizde uğradığımız, tam Karadeniz’in kenarında, köftesiyle ünlü, sahildeki Nihat Usta‘da Akçaabat Köftesi’ni tadabilirsiniz. Çok fazla gezenlerin tercih ettiği gibi biz de konaklamak için hesaplı alternatifler tercih ediyoruz. Bu alternatiflerin en önemlisi Öğretmen Evleri. Fakat Trabzon’da Öğretmen Evi konusunda şansımız iyi gitmedi ve hiç rezervasyon yaptıramadık.

Yazıya girişte de söylediğim gibi Trabzonu anlatarak bitirmek çok zor, sadece bizim ziyaret etme ve fotoğraf çekme fırsatı bulduğumuz noktalara değindim. Önümüzdeki yıllarda Trabzon’a daha çok zaman ayırıp, fotoğraf çekeceğiz. Sizin de bahsedeceğiniz yerler muhakkak vardır.

Trabzon

Aslına bakarsanız Trabzon’u anlatmak için oldukça uzun bir yazı yazmak gerek; fakat hem okuyanları sıkmamak hem…

azgezmis.com

Yorumlar

  • 4 sene orada okudum da şu ortamahalle nin varlığından haberdar olamadım. yazık bana :(

  • Bir OrtaMahalleli olarak mahallemize gelip burayı da tanıtmış olmanıza sevindim.
    Teşekkürler.

    • Her ne kadar İstanbul’da yaşıyor olsakda memleketimize gelip oraları tanıtmak bize inanılmaz bir keyif veriyor. Karadeniz eşi benzeri olmayan bir cennet.

  • Eklemek isterim.. Uzungöl Çaykara’ da. Minibüsler gidiyro merkezden. Eşimle Sezgin diye bir otelde kaldık, güzeldi. Otel ve pansiyonlar var uygun. Ördekler, doğa, balıklar, göl.. çok hoş bir yer.

  • Trabzon’ da sadece Sümela ve Uzungöl’ e gidebildim. Uzungöl harika bir yerdi. Sümela gerçekten uzaktan daha farklı içine girince daha farklı.

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.

125x125125x125