Pisa

9 Temmuz 2011 · Zehra Arslan

Kuleleri ile ünlenmiş şehirleri düşündüğümüzde, Paris için Eyfel Kulesi ne ise, Italya için de Pisa Kulesi aynı özelliktedir. Kule eğik görüntüsü ile sadece Pisa kentinin değil tüm ülkenin sembolü olmuş durumda. Kulenin yakından görüntüsü Floransa’daki Santa Maria Maggiore Kilisesi gibi oldukça etkileyici. Birçok kişide uyandırdığı his; yapının dış kısmının adeta bir dantel gibi işlenmiş olduğu. Kulenin hemen yanıbaşında inşa edilmiş Pisa Katedrali ve katedralin yanında rotond formda – yani kubbeli yuvarlak bir yapı olarak – inşa edilmiş vaftizhane yer alıyor.

Bölge Piazza Del Duomo adı ile anılıyor ve UNESCO dünya mirasını koruma listesinde ve bu korumayı fazlasıyla hak ediyor. Üç yapının yanyana bulunması ortama adeta bir gerçek üstülük katıyorlar. Hele de yağmurdan sonra bulutların arasından çıkan görüntüleri, yansımaları ve üzerlerine düşen ışık ile düşsel bir fotoğraf karesi oluşturuyorlar. Şehrin tarihçesinin başlangıç noktası tam olarak bilinmese de M.Ö 5. yy’a ait bazı kalıntılar bulunmuş. Tarih sayfalarına şöyle bir göz gezdirdiğimizde bu güzel şehrin II. Dünya Savaşı’nda bombalardan bolca nasibini alıp büyük hasar gördüğü anlaşılıyor. Bir de hepimizin ilkokuldan itibaren ismini sıkça duyduğu ünlü bilim adamı Galileo Galilei bu şehirde yaşamış.

Bölgenin simgesi  olan Pisa Kulesi’nin yapımı 1173 yılında başlamış ve kademeli olarak uzun yıllar sonra bitirilebilmiş. Ancak altındaki toprak çöküntüsü nedeni ile bina kısa süre sonra yatmaya başlamış. Çözüm ancak 2001 yılında bulunup kule yeniden ziyarete açılmış. Buraya tırmanmak pek te kolay değil, hem dönerek hem de yamuk çıkacağınız bir sürü merdiven var. Binanın başlangıçtaki asıl inşa edilme sebebi katedralin çan kulesi olarak kullanması olduğu için böyle merdivenlere sahip. Çan kulesine tırmanmak için bugün 15€ ödemeniz gerekiyor.

Çan kulesi veya diğer adı ile Pisa Kulesinin hemen yanında uzanan katedral oldukça görkemli.  Yapının iç kısmında oldukça güzel mozaikler dikkat çekiyor. Bina geç Gotik erken Rönesans stilinde inşa edilmiş. Katedralin hemen yanındaki vaftizhaneye girmek için 5€  vermeniz gerekiyor. Yapının ikinci katına çıkıp tepeden tırnağa güzelliğini görebilirsiniz. Kapıdaki güvenlik görevlisi bazı saattlerde vaftizhane içindeki ekoyu göstermek amaçlı kapıları kapatarak nükteli sesler çıkarıp eko gösterisi yapıyor.

Her tarihi eserin bulunduğu bölgede olduğu gibi burada da hediyelik eşya satan bir çok küçük dükkan var. Hediyelik eşyalar içinde bana göre en ilginç olanı da Pisa Kulesi gibi eğri olan likör bardakları. Pisa Kulesinin karşısındaki sokakdan içeri girdiğinizde şehrin iç kesimlerine açılan sokaklar başlıyor. Biraz gidip sola döndüğünüzde Pisa’nın ikinci büyük meydanı olan Şövalye Meydanına geliyorsunuz. Burada dikkatinizi iki güzel yapı çekecek bunların biri köşede bulunan kemerli Palazza Dell Orologio diğeri ise büyük boyutlu Palazzo Dei Cavalieri. Kütlesel büyüklükdeki Palazzo Dei Cavalieri, Pisa Üniversitesi Merkez Binası olarak kullanılıyor. Bu üniversiteye öyle kolay kolay öğrenci alınmıyormuş. Oldukça zor sınavlardan geçilmesi gerekiyormuş. Üniversitenin yanındaki elektrik direğinde bir kaç asılı ayakkabı görüyoruz. Böylesine zor bir okulu bitiren öğrenciler ayakkabılarını yukarı fırlatıp olayı kutlamışlar herhalde. Üniversitenin çaprazındaki kemerli Palazza Dell Orologio binası yan tarafındaki kule nedeni ile oldukça iyi bilinen bir bina.

Bu kuleye Ugolino, oğulları ve torunu ile birlikte hapsedilip açlığa mahkum edilmiş. Bu adam kimdir derseniz dönemin politikacısı ve deniz kuvvetleri komutanı. O dönemde Pisa’da en çok sözü geçen kişi iken yeğeni Nino ile rakip olup sahip olduğu gücü paylaşmak zorunda kalmış. Aralarında çıkan anlaşmazlık sonucu Nino, Pisa’nın Başpiskoposu ile anlaşma yoluna gitmiş. Bunu duyan Ugolino yeğenini dize getirmek için Başpiskoposun ve Nino’nun yaşadığı yerleri işgal edip yerle bir etmiş. Ayrıca o dönemde ayrı bir hükümet olan Cenova ile anlaşma yoluna gitmemiş ve bu yüzden Pisa’da bulunanlar adeta esir hayatı yaşamaya başlamışlar. Tüm bunlar bir araya gelince Ugolino, oğulları ve torunu ile kuleye kapatılır ve kulenin anahtarı şehrin içinden geçen Arno nehrine atılır. Burada önce,  açlıkdan ölen torununu yemek zorunda kalır. Daha sonra kuledeki tüm aile fertleri açlık çekerek tek tek ölüp giderler.

Şövalye Meydanındaki iki güzel binayı gördükden sonra bugünkü üniversitenin yanındaki dar sokakdan içeri girerek şehrin içine doğru gitmeye devam ettiğinizde yine karşınıza ilginç binalar ve görüntüler çıkacak. Kuleleri olan oldukça etkileyici Ortaçağ evleri göreceksiniz. Sonra eski binaların restore edilmesi ve yanlarına eskilerin görüntüsü pek bozmayacak şekilde inşa edilmiş yeni binalarla oluşturulmuş çarşıya geleceksiniz. Pisa’da meşhur olan şey dondurma, iyi bir kafede dondurma yemek isterseniz buranın en eskisi Caffe dell’Ussuro. Burası tarihi bir Pisa kafesi ve 1794 yılından bugüne kadar faaliyette kalabilmiş. Umarım gittiğinizde hala faliyette olur. Dondurma için bir başka mağaza adıda; La Bottega del Gelato. Çarşının hemen yan tarafında Pisa’nın ortasından geçen Arno Nehrini göreceksiniz. Nehrin her iki yakasında da birbirine dayanmış eski ama bakımlı çok renkli evleri seveceğinize eminim.

Pisa’ya gelmişken başka nereleri görmek lazım diye şöyle bir düşününce müze merakı olanlara San Matteo’yu görmelerini öneririm. Burada bir çok ikona ve heykel göreceksiniz, giriş 5€. Normal zamanlarda akşam 19:00’a kadar açık. Müzenin yakınlarında ise alışverişin yoğun olduğu ve neredeyse en pahalı dükkanların yanyana sıralandığı Borgo Caddesini göreceksiniz. Hiçbir şey almasanız bile bazen kültürleri anlamak için vitrinlere biraz bakmak keyifli olabilir.

Yorucu şehir gürültüsünden biraz kaçmak isterseniz Avrupa’nın en eski botanik bahçesi sizin için cazip olabilir. Bu bahçe 1543 yılında Pisa Üniversitesinin içinde kurulmuş. Kurulduğu dönemde eğitime oldukça büyük katkı sağlamış. Günümüzde hala güzelliğini koruyor ancak botanik bahçesine gitmek için mutlaka öğleden önceki bir saati seçmek zorundasınız çünkü açık olduğu saatler 8:30 ile 13:00.

Konaklama seçeneği olarak 3 tane yerin ismini verebilirim. Bunların her biri diğerinden ucuz Hostel seçenekleri elbette. Ancak İtalya’da otel kalitesinin Türkiye’den biraz daha düşük olduğunu gördüm. Bu nedenle gittiğinizde lüks bir otele bile gitseniz çok yüksek beklentiniz olmasın. İlki Hostel Pisa, fiyat 11,50 Euro’dan başlıyor, ikincisi Helvetia Pisa Tower 18 Euro ve sonuncusu da Hotel Francesco 36 Euro.

 

 

Pisa

Kuleleri ile ünlenmiş şehirleri düşündüğümüzde, Paris için Eyfel Kulesi ne ise, Italya için de Pisa Kulesi…

azgezmis.com

Yorumlar

  • pisa katedrali denildiğinde ilk akla gelen nedir eğik çan kulesi mi gibi

    • Evet ilk akla gelen hep fotoğraflarda da gördüğümüz eğik çan kulesi.

  • Etrafında pastel renkli alt katlarında aralıklı olarak kafeteryaların olduğu binaların yer aldığı sevimli bir yer. Palazza del Capitano ortacağ doöemlerinde bir nevi genel kurmay olarak kullanılmış.

  • Vltava Nehrinin kıvrılarak nehir ortasında bir yarım adacık yarattığı yerde kopruden gecip nehir kenarındaki sevimli sıra sıra kafelere bakarak yurumeye başladık… 2.Dunya Savaşında cok hasar aldığı icin yeniden yapılan merdivenleri ve fuayesi ise ilk yapıldığı 1869 yıllardan kalan Opera Binasının hemen arkasındaki Karntner Sokağı boyunca yururken solda meşhur bir pastane var.

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.