Malmö

28 Eylül 2010 · Zehra Arslan

Malmö ziyaretimiz bir sonbahar günü malesef sis ve çiseleyen soğuk bir havada oldu. Aslında Malmö çok da tursitik bir yer değil, İsveç’in güneyinde bir ticaret merkezi. Ticaretin yoğun olması çok sayıda farklı milletten insanlarında bir arada yaşamasını mümkün kılmış. Öyle ki bu şehirde yaklaşık 170 değişik ülkenin insanı bir arada yaşıyor. Tam bir dünya mozaiki diyebiliriz. Bu kalabalığa rağmen sokaklarda az sayıda insan vardı, şehirde belkide o günkü ağır havanın verdiği yavaşlık dikkat çekiyordu. Ancak kötü havaya rağmen insanların büyük çoğunluğunu şehrin eski yerleşim yeri olan Lilla Torg’da ki restaurantlarda görmek mümkün oldu.

Gustav Adolfs civarında bulunan Lilla Torg meydanı oldukça güzel evlerin bir araya gelmesiyle oluşmuş eski bir yerleşim alanı. Ancak göreceğiniz evlerin sayısı 10’u geçmiyor. Binaların duvarlarına ahşap hatıllar atılmış ve hatılların arası eski tuğlalardan yapılmış. Kullanılan bu malzemeler binalara oldukça estetik bir görüntü vermiş. Bugün binaların büyük çoğunluğu hediyelik eşya dükkanına veya restauranta çevrilmiş durumda. Elbette bu meydanda yemek yemenin bedeli diğer yerlere göre biraz daha fazla. Lilla Torg meydanının yer aldığı Gustav Adolfs mevkinde neredeyse tüm alışveriş mağazalarını bir arada bulabilirsiniz.

Lilla Torg meydanının hemen kuzeyinde Gamla Vaster denilen bölge yer alıyor. Gamla Vaster sokakları çok kalabalık değil yanyana dizilmiş genelde tek katlı, eski ve renkli binalardan oluşuyor. Zemin parke taşları ile kaplı binalar ise tuğladan yapılmış. Burada yürümek oldukça keyif verici. Bugün bu binaların bir kısmı hala ev olarak kullanılırken bir kısmı küçük kahve dükkanı, özel butik, restaurant veya sanat galerisi olarak kullanılıyor.

Mollevangstorget, Malmö’de bir çok farklı ülkenin ürünlerinin bir arada satıldığı bir Pazar yeri. Burada yiyecekten, kıyafete bir çok ürünü bir arada bulabilirsiniz. Şehrin güney kısmında yer alan bu bölüm, şehrin az gelişmiş bölgelerinden biri. Burada daha çok Arapça ve Türkçe etiketler görmek mümkün. Bu bölgede ürün çeşitliliği bulabileceğiniz gibi bir çok ürünüde oldukça uygun fiyata bulacaksınız. Hafta sonları bu bölge oldukça canlı oluyor bu kalabalığın bir sebebi de gençlerin burada çok ucuza bira buluyor olmaları. Şehir merkezinde 4-6 € civarında olan bira fiyatları burada 2-4 € arasında. Ancak bu kısım biraz kenar mahalle olduğundan ve farklı grupların bir arada yaşamalarından dolayı hava karardığında pek de tekin olmayan bir bölge.

Malmö ziyaretçilerinin bazıları şehrin güzel parklarını görmek için geliyor. Bazılarıda batı liamanındaki Torso binasını. Turning Torso 190 metre uzunluğunda ve binanın görüntüsü dönen bir vücut gibi duruyor. İsveç’deki bazı hediyelik eşya dükkanlarında, tişörtlerin üzerinde veya buzdolabı süsü olarak kendisine raslamanız mümkün. Bina 27 Ağustos 2005 yılında İspanyol mimar Santiago Calatrava tarafından bitirilip açılmış. Hemen yanı başındaki limandan binanın fotoğraflarını çekmek mümkün. Binanın tepesine sadece yaz aylarında çıkılmasına izin veriliyor bunun içinde önceden rezervasyon yaparak bilet alınması gerekiyor.

Malmö’nün en eski tarihi eserlerinden biri St Peter’s kilisesi 14. yüzyıl başlarına tarihleniyor. Yapı Gotik tarzda inşa edilmiş. Binanın orjinal Ortaçağ boyası 16cı yüzyılda badana ile kapatılmış ancak 20ci yüzyıldaki başarılı bir restorasyon çalışması ile orjinal boyası tekrar ortaya çıkmış. Yapıda bugün mevcut olan vaaz kürsüsü ve vaftiz teknesi Rönesans zamanında inşa edilmiş. Yapı eskiden inşa edilmiş tüm yapılar gibi oldukça estetik. Bu bakımdan görülmeye değer bir eser.

Malmö’ye yaz aylarında giderseniz şehre sadece 20 km mesafede bulunan Foteviken Viking Köyü’nü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Ancak bu eski köy sadece Haziran ile Ağustos sonuna kadar açık oluyor. Biz Eylül başında gittiğimizde kapalı olmasına rağmen içine girip gezdik ancak açık olduğu günlerde çok ilginç olacağından eminim. Sezonda Viking kostümleri giyerek her evde yaşıyor gibi davranan bir sürü görevli günlük işlerini yapıyormuş. Tamamı ahşap olan evlerin üstleri otla kaplanmış. Köy gezmeye açık olduğu günlerde denizde duran bir Viking kayığı, sezon dışında bir evin yanıbaşında karşımıza çıkıyor. Avrupa’da aslına uygun inşa edilmiş tek Viking köyü burası. Bu minik köyün içinde gezerken bir görevliye raslıyoruz ve bu bölgede çok sayıda Arap sikkelerinin bulunduğunu öğreniyoruz. Yaşadıkları dönemde dünya ticaretinde söz sahibi olmaya başlayan Vikingler müslüman dünyası tarafından bir parça kovalanmış. Anlaşılan o ki bu kovalamaca İsveç’e kadar sürmüş. Foteviken yakınlarında azımsanamayacak kadar çok sikke bulunmuş. Köye gelmek için Gustav Adolfs’dan 100 nolu otobüse binmelisiniz, Höllviken durağında indikten sonra 10 dakikalık bir yürüyüş ile Foteviken’e ulaşacaksınız. Bineceğiniz otobüsün gidiş yönü Pendeln olmalı. Yolculuk yaklaşık 30 dakika sürüyor.

İsveç’e, Danimarka’dan da gelebilirsiniz veya tam tersi İsveç’den Danimarka’ya gidebilirsiniz. Danimarka havalimanından veya şehir merkezinden 999 nolu otobüse binerek yarım saat içinde Malmö’ye geçebilirsiniz. Malmö’de son durak Gustav Adolf zaten burası da şehrin merkezi. Biletinizi otobüs şöföründen satın alabilirsiniz. Gidiş dönüş 15 € civarında. Hafta sonları İsveç’ten, Danimarka’ya en son otobüs saat 19:00’da. Otobüs bir süre okyanusun altında uzun bir tünelden geçiyor bir süre de o meşhur Oresund köprüsü üzerinde giderek bir ülkeden diğerine geçiyor. Bu köprü 15.4 km uzunluğunda ve 2 ülkeyi birbirine bağlıyor. Köprü 1 Temmuz 2000’de açılmış, açılmadan önce iki ülke arasındaki gidiş gelişler hoverkraft ve gemilerle sağlanıyormuş. Ancak zaman zaman Kuzey Denizi donduğu için ulaşımda güçlükler çekiliyormuş. Köprünün açılması bu problemi ortadan kaldırmış hatta bir çok firma gemileri seferden kaldırıp müzeye bağışlamış.

Malmö

Malmö ziyaretimiz bir sonbahar günü malesef sis ve çiseleyen soğuk bir havada oldu. Aslında Malmö çok…

azgezmis.com

Yorumunuz?

Yeni yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve onaylayın.