Viyana
Belki de yüksek beklentiler içinde Viyana’ya gitmemiz bizde hayal kırıklığı yarattı. Şehri bir hayli cansız bulduk, belki de hafta sonu orada olduğumuz için sokaklar boştu. İlk etapda görülmesi gereken yer sanırım Schönbrunn Sarayı. Burası imparatoriçe Sisi’nin barok tarzda inşa edilmiş yazlık evi. Bahçe düzenlemesi ve bahçesindeki büyük havuz oldukça güzel.

Büyük bir bahçesi var, yeşillikler içinde bir yoldan yukarı doğru tırmanırsanız Palm House denen sarayı karşıdan göreceğiniz camlı ve kemerli bir yapıya ulaşıyorsunuz. Yapının görünümü ve kıvrılarak giden yol oldukça güzel. Sarayın bahçesinde yeşilliklerden oluşturulmuş küçük bir labirent mevcut. Ayrıca sarayın bahçe sınırları içerisinde dünyanın en eski hayvanat bahçesini görmeniz de mümkün. Hayvanat bahçesi 1752 yılına tarihlenmekte. Sarayın bahçesindeki ağaçlar düz duvarlar gibi budanmış fotoğraf çekenler için güzel perspektif veriyorlar. Buraya Pronto Tur rehberi eşliğinde gittik, hani şu ilk gün acele ile yapılıp bitirilen şehir turları vardır ya. Malesef rehberimiz bize pek birşey anlatamadı. Aklınızda bulunsun Viyana ve Macaristan’a, Pronto Tur ile giderseniz rehberin iyi olmasını talep edin. Onca paranın ödendiği turlarda insanlarımız iyi rehberler eşliğinde gezmeyi hak ediyor. Gerçi biz sadece yarım günlük bir turda kendisi ile gezdik buna rağmen insanlara yanlış bilgiler verdiğine şahit olduk. Şunu da eklemek isterim ki daha önce Pronto Tur ile yaptığımız seyahatlerde bu şekilde bir sorunla karşılaşmamıştık.

İkinci durak Belvedere Sarayı. Bu yapı da 1700 lü yılların başında, barok tarzda, Prens Eugene tarafından inşa ettirilmiş. Başlangıçta villa olarak yapılan bina daha sonra eklentiler ile bugünkü halini almış. Halen müze olarak hizmet veriyor. Benim ilgimi en çok sarayın birebir havuza düşen aksi çekti. Havuzdan oldukça güzel bir fotoğraf yakalayabilirsiniz tabi rüzgardan havuz dalgalanmıyorsa. Ayrıca sarayın içindeki hediyelik eşya dükkanına girmenizi tavsiye ederim.

Üzerinde Gustav Klimt‘in eserlerinin olduğu bir çok objenin satıldığı göreceksiniz. En ilginç bulduğumda kağıt mendilin üzerine çizilmiş Klimt tabloları oldu. Bir an almak istedim sonra kıyıpda burnumu silemeyeceğimi ve evde yüzyıllar boyu duracağını düşünüp vazgeçtim.
Saray fasılları bitince kendimizi aksiyonların olduğu şehir merkezine yani Kaertner Strasse’ye attık. Burası çok eğlenceli bir mekan. Meydanın ortasında olanca güzelliği ile Stephansdom yani Stephan Kathedrali duruyor. Yapı 1276 yılına tarihlenmektedir. Ünlü besteci Mozart 1782 yılında bu kilisede evlenmiş ve 1791 yılında da aynı kilisede cenaze töreni yapılmış. Yapılış tarihinden bugüne kilise yıllara meydan okurcasına hala ayakta. Roman ve gotik tarz mimarinin birlikte kullanımından ortaya çıkmış müthiş bir şaheser. İçine girip gezebiliyorsunuz sakın ihmal etmeyin derim. 4€ ödeyerek asansörle kulelerine çıkmak mümkün fakat yükseklik korkunuz varsa çıkmamanızı tavsiye ederim çünkü yükseliği 136,7 m.

Kilisenin hemen önündeki meydanda müthiş fotoğraflar yakalabilirsiniz. Neredeyse tüm Avrupa ülkelerinin klasik geleneği haline gelmiş olan değişik kostüm ve makyajlı insanlar size poz verip karşılığında para vermenizi bekliyorlar. Yaptıkları iş gerçekten bir sanat olarak adlandırmak mümkün, makyaj ve kıyafetlerindeki özeni görünce bunu anlıyorsunuz.

Eğer bizim gibi fotoğraf çekmeyi seviyorsanız trafiğe kapalı bu caddede birkaç saat geçirebilirsiniz. Unutmadan tam Stephansdom’un yanından nostaljik faytonlar kalkıyor bunlara binip küçük bir tur yapmanız veya tarihi bina ile birlikte faytonları fotoğraflamanız mümkün. Hediyelik eşya almak isterseniz bu cadde üzerindeki dükkanlara bakabilirsiniz ama benden söylemesi Viyana oldukça pahalı bir yer. Uygun fiyatlı ama Viyana’ya özgü bir şeyler yemek isterseniz Zanoni Cafe’de Schnitzel tadabilirsiniz.
Meydanı geride bırakıp Viyana’yı tepeden görmek isterseniz adres Kahlenberg. Buraya gitmek için meydandan yeşil renkli metroya binip Heiligen Stadt’da inmeniz gerekiyor. Oradan 38 nolu otobüse binerseniz en son durak Kahlenberg. Ancak oraya gelmeden önce ormanın içinde güzel yerler göreceksiniz burada inip dolaştıktan sonra tekrar 38 nolu otobüs ile son durağa devam edebilirsiniz. Merak etmeyin bu otobüs 10 dakikada bir geliyor ve gece 22:302′a kadar işliyor. Kahlanberg tüm şehire tepeden bakan birkaç kare fotoğraf çekebileceğiniz ve birşeyler yiyebileceğiniz sadece 2 restaurantın olduğu bir tepe. Daha geniş yemek seçeneği ve Avusturya şarabı tatmak istiyorum derseniz size yine 38 numara ile Grinzing’e inmenizi tavsiye ederim.
Viyana’da ki son ve ikinci günümüzde Baden şehrini görüp buadan Hinterbrühl’deki Seegrotte yeraltı gölüne gitmek ve oradan da başka bir ülkeye Slovakya’ya geçmeye karar verdik. Bir günde ne çok aksiyon değil mi? Merak etmeyin biz de hepsini gerçekleştiremedik zaten. Malesef günlerden pazar olduğu için yeraltı gölüne çalışan otobüs seferi çok sınırlı sayıda idi. Gitmek istediğinizde önceden otobüs saatlerini öğrenmenizi veya bir seferlik buraya tur ile gitmenizi tavsiye ederim. Baden şehrine gitmek için ise önce metro ile Karlplatz’a gelip metrodan inip dışarı çıkmanız gerekiyor çıktığınızda hemen önünüze Baden treni geliyor. Baden en son durak ve yol 1 saat sürüyor. Burası küçük ve sevimli bir yer eski yerleşim yerinde bir tur atıp birşeyler yedikten sonra, buradaki kaplıcaları görebilirsiniz. Baden aynı zamanda bir müzik şehri olarak da bilinmekte. Burayı Mozart, Bethoven, Strauss, Schubert ve Mendelssohn gibi isimler zaman zaman ziyaret etmiş yada yaşamışlar. Göle buradan otobüsle ulaşmanız mümkün kırmızı renkli üzerinde “Post Bus” yazan otobüsler sizi Seegrotte’a götürüyor indiğinizde 10 dakika yürüyerek göle ulaşılıyor. Burası II. dünya savaşında 2000 esirin yaşadığı ve aynı zamanda 6200 metrekarelik büyüklüğü ile Avrupanın en büyük yer altı gölü. Almanlar mağarayı esirlere ilk jet savaş uçağı yaptırmak için bir yer altı uçak fabrikası olarak kullanmışlar. Bugün halen mağara içinde kayıkla yapılacak gezi sırasında bu uçaklara ait parçaları görmek mümkün.
English
RSS





[...] RSS « Viyana [...]
merhaba, verdiğiniz bilgiler gerçekten çok faydalı yeni gidecek olanlar için.. Prag ile ilgili sitenizde bilgi aradım ama bulamadım yakın zamanda gitmeyi düşünüyorum bu şehirle ilgili elinizde bilgi varsa paylaşırmısınız ? sevgiler..
Merhaba Nese hanım,
Prag’a birkaç yıl önce gittim ama henüz burada yazacak fırsatım olmadı. Şehrin içinde gidilecek yerleri bulmanız çok kolay. Charles Köprüsü ve bu köprünün altındaki sokak ile köprünün devamındaki eski şehir görülmesi gereken yerlerden. Birde katedrallerin olduğu tepeye çıkmalısınız. Zaten burası Charles köprüsünden gözüküyor. Prag dışında görülmesi gereken bir şehir de Bohemya bölgesinde bulunan Karlovy Vary. Merkez istasyondan buraya otobüsler kalkıyor 7-8 € ya gidebilirsiniz. Burayı görmeden dönmeyin derim. Birde Kutna Hora var. Buradaki kilisede Türk’lere ait izler ve hikayeler duyacaksınız. Her tarafı kafatası yığınları ile dolu bir kilise. Türk’lere ait hikayeyi orada dinlersiniz. Bir gece Prag’da mutlaka Ortaçağ gecesine katılın. Eski bir şatoda Ortaçağ müzik aletleri ile yapılan müzik ve gösteri eşliğinde çok keyifli bir gece geçireceğinizden emin olabilirsiniz. Prag’ı boydan boya gezmek isterseniz 2 nolu tramvaya binip son durağından yine aynı tramvay ile geri gelebilirsiniz böylece tüm şehri bir çırpıda görmüş olursunuz.
Zehra Hanım teşekkur ederim verdiğiniz bilgiler için :)
Zehra hanım, ben de eşimle Mayıs 2011′de Viyana’daydım.Stephansdom şehrin mihenk taşı, Schönbrunn Sarayı kesinlikle çok etkileyici ve görülmeye değer.Şinitzel için şiddetle Figlmüller’i tavsiye ediyorum, yakınında Griechenbeisl tavernası var, 15.yy’dan kalma, müdavimleri arasında Mozart, Beethoven, Schubert, Strauss, Mark Twain, Strauss varmış..Yine Viyana’ya gidince mutlaka görülmesi gereken Hundertwasser Haus var tabi.Ruprechtsplatz, Seitenstettengasseve Rabesteig civarında da güzel barlar var..
Bilgiler için teşekkürler, umarım gidecek olanların işine yarar.