Midyat
Mardin’e gelip Midyat’ı görmeden gitmek olmazdı, arabayla 45 dakika süren bir yolculuktan sonra Midyat’ taydık. Farsça, Arapça, Süryanice bir karışımdan oluşan “ayna”, “mağara kenti” anlamına gelen ve Asur tabletlerindede yer alan, Matiate sözcüğünün günümüzde değişikliğe uğrayarak Midyat’a dönüştüğü söylenir. Midyat’da öncelikle Mor Gabriel veya diğer adıyla Deyrulumur manastırını ziyaret etmek istedigimiz için neredeyse sabah görevlilerle birlikte manastırı biz açtık. Fakat itiraf etmeliyimki terörün olduğu bu günlerde 23 km lik Midyat, Mor Gabriel yolu biraz ürkütücü. Fakat 1610 yıllık tarihe sahip Mor Gabriel’i görmek için bu yoldan geçmeye değer.
Mor, Süryani dilinde aziz manasına geliryormuş. Manastır 397 yılında Mor Şmuel ve Mor Şemun tarafından kurulmuştur. Ancak nadide Mardin kesme taşları, abbaraları (kemerli geçit, Mardin’de de sık rastlanan kimi zaman üzerinde ev olan geçitlere verilen ad), çan kuleleri ve nadir mozaikleri ile kısa sürede ünlenmiştir. Bugün halen Süryani kilisesinin en önemli dini merkezlerindendir. Yapıda bazı bölümler farklı dönemlerde inşa edildiğinden dolayı yapısal farklılıklar göze çarpmaktadır.

Kilisenin içinde bizim ilgimizi en çok çeken yukarıdaki pencerelerden içeri süzülen ışık oldu. Sabah güneşi ile birlikte içeri dolan ışık siluet fotoğrafları çekmek için ideal bir görüntü veriyor. Manastır, Mardin’deki Deyrulzafaran gibi tertemiz. Burasıda Avrupa’dan gelen bağıslarla ayakta durabilen bir yermiş. Burada bizden giriş için ücret bile talep etmediler. Yine kiliseye ait Süryani bir rehber eşliğinde manastırı dolaştık. Bir odası mezar odası ve burada birçok sayıda kişinin kemiklerinin olduğu öğrendik. Bugün üzerleri beton ile kaplı ve artık burada yer olmadığı için görev yapan rahipler mezarlığa gömülüyorlarmış.
Fotoğraf çekimlerimiz ve manastır turumuz bittikten sonra Midyat’a doğru yola çıktık. Mardin’de bol olan kuyumcular gibi Midyat’ta da bir çok gümüşçü var. Çarşının içinde hepsi yanyana sıralanmışlar. Sıkı pazarlık yaparsanız uygun fiyatlı gümüş takılar alabilirsiniz. Bana göre her biri ayrı bir sanat eseri ve çok fazla emek isteyen nadide ürünler. Yalnız bunu üreten kişilerin hep atladığı bir konu var, genelde klasik üretim yapıyorlar. Yani sürekli çiçekler, yapraklar gibi şeyler üretiyorlar. Biraz daha modern tarzda üretim yapılsa ihracatta Avrupa’da bir hayli söz sahibib olmaları mümkün gibime geliyor. Neyseki ben kendimce modern bulduğum 2-3 parça kolye aldım. Gümüşçüleri dolaşmaktan yorgun düşünce hemen çarşının içindeki Gelüşke Han’a girerek soluklandık. Ortada bir şadırvanı ve yanlarda kemerli oturmalık yerleri ile bunlarında yan taraflarında kapalı küçük odaları var. Burası tarihdeki han vasfını yitirince 1950-70 li yıllara kadar köylü pazarı olarak kullanılmış, 1980′den sonra eski canlılığını yitirince bir süre ahır ve mezbaha olarak kullanılmış. Bugün restore edilerek içinde dinlenip yemek yiyebileceğiniz bir yer haline gelmiş. Güzelde olmuş buraya gelen herkesin görmesi gereken bir mekan. Zaten duvarlada asılı olan fotoğrafları görünce yerli, yabancı, ünlü, ünsüz burayı kimsenin atlamadığını gördük.

Midyat sokaklarına doğru yürümeye başladık. Burası Mardin sokaklarına kıyasla bal dök yala tarzında temiz. Burada daha çok Süryani yaşadığı için daha güzel taş evler görme şansımız oldu. Fakat o güzelim evlerin bazılarının kapılarında kocaman kilitler vardı bizimle gezen çocukların dediğine göre bu insanlar Istanbul’a göç etmişler. Bazı Süryanilerin ise yurt dışına göç ettiklerini öğrendik. Gittikleri ülkeler öyle bizim alıştığımız gibi Almanya,Fransa değil Venezuella, Meksika, Madagaskar gibi yerler, buralarda akrabaları oldğu için bu ülkeleri tercih ettiklerini öğrendik. Sokaklarda gezinirken bir demir kapı açıldı ardında kocaman bir yapı vardı. Görebilirmiyiz dedik tabi deyip içeri buyur ettiler, zamanında Midyat

hastanesi olarak kullanılan güzelce bir taş yapı ile karşılaştık. Şimdi ev olarak kullanılyormuş ve içinde Süryani bir aile yaşıyormuş. Gün boyu çocuklarla Midyat sokaklarında kapı,kapı dolaşıp fotoğraf çektik. Midyat evleri kalker taşının şekillendirilerek binaların dışında hayvan, bitki, geometrik desen gibi motif haline getirilmesi ile inşa edilmiş. Burada da Mardin’de olduğu gibi sokaklar dar ancak evler inşa edilirken bir evin gölgesinin diğerini etkilememesine özen gösterilmiş.

Malesef Midyat’ta dolaşmak için çok az vaktimiz vardı. Bizim gidemediğimiz ama size görmeniz için tavsiye edebileceğim yerler; Meryem Ana Kilisesi, Devlet Konuk Evi, Mor Afrem kilisesi, Mor Kuryakus kilisesidir. Ayrıca burada konaklamak isterseniz size Matiat oteli tavsiye ederim. Burası Midyat’ta beklentilerinizin üzerinde çıkacak güzellikde açık yüzme havuzu olan 60 odalı güzel bir otel.
English
RSS





Midyat Tarihi Zengiliğiyle Süper Bir Yerdir , Keşke Daha Fazla Zamanınız Olsaydı da Tüm Yerleri Gezseydiniz ,, Bende MidyatLıyım da :)
keşke zamanın olsa bütün kiliseleri manastırları gezse camiileri mardin ve midyati çok beğendin çok değişik geldin birdefa daha,gezseydin tarihi eserleri çok iyi korunmuş türkiyede bulunmaz bir yer.