Gölyazı

Bursa Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı’ya nasıl gidilir ile başlayalım. Yalova iskelesinden Bursa istikametine doğru gidip, buradan İzmir yoluna dönmeniz gerekiyor. Uluabat gölünü gördükten 4-5 km sonra Gölyazı tabelasını göreceksiniz, bu yola girdiğinizde iki tarafı zeytin ağaçları ile çevrilmiş bir alanda 10-15 dakika gittikten sonra Gölyazı’ya ulaşıyorsunuz.

Bu güzel yarımadanın girişinde solda sizi 12. yy dan kalma küçük bir kilise karşılıyor. Burada 10 dakika durup bir, iki kare fotoğraf çekebilirsiniz. Kilisenin yıkıntılarının tepesine bir leylek ailesi yuva yapmış durumda, eğer evdelerse size güzel pozlar veriyorlar. Hemen kilisenin arka tarafında göreceğiniz mezarlığın içine girerek tepeye mutlaka tırmanmanızı tavsiye ederim, merak etmeyin çıkmak çok zor değil. Burası Gölyazı’yı yukarıdan görüp fotoğraflamak isteyeceğiniz hoş bir tepe. Hele bir de tele objektifiniz varsa göl kıyısındaki evleri, sandalları ve suyun içindeki ağaçları güzel bir açıdan fotoğraflayabilirsiniz.

Antikçağda Uluabat Gölü Apolyont Gölü olarak anılıyordu. Işık tanrısı Apolyon, gölün içindeki adaların ve kentin koruyucusu kabul edilirdi. Apolyon’a adanmış bir tapınağın kalıntılarını bugün hala Uluabat Gölü içindeki yedi adadan birinde görmek mümkündür. Bu adaya balıkçıların kayıkları ile gidebilirsiniz.

Yine antikçağ mitolojisine göre bügünkü Apolyont Gölü’nün olduğu alanda Apollonya Krallığının olduğu ve Mustafakemalpaşa’da da Melde Krallığının olduğu rivayet edilir. Melde Kralının oğluna Apollonya Kralının kızını isterler ancak kral kızını vermez ve bir tepenin üzerine saray inşa ettirerek kızını burada saklar. Buna çok kızan Melde Kralı bugünkü Mustafakemalpaşa Çayı’nın yönünü Apollonya kentine çevirerek kenti olduğu gibi sular altında bırakır. Sarayın olduğu tepenin alt kısımları suyla kaplanır ve bugünkü Uluabat Gölü oluşur.

Buraya her gittiğimde kendimi başka bir alemde hissediyorum. Pelikanlar kış başlangıcında sokaklarda yürüyorlar. Alışık olmadığım bir durum olduğu için bana oldukça keyif veriyor.
Bahar aylarında pelikanın yanı sıra çok fazla leylek görüp fotoğraflama imkanına da sahipsiniz. Yoğun bir hava trafiği olan leylekler gagalarında bir parça çalı çırpı ile bir sağa bir sola uçuyorlar. Hatta sabırla beklerseniz benim fotoğrafımda gördüğünüz gibi, bir hayli yakınlarına gidip fotoğraf çekmenize izin veriyorlar. Fotoğraf çekmek için size Gölyazı’yı karaya bağlayan köprünün üzerini tavsiye ederim. Leylekler buradan çok sık geçiyorlar.

Sabaha karşı Gölyazı’da olup gün doğumu fotoğrafları çekerken, erken saatte balığa çıkanları da fotoğraflama imkanını yakalarsınız. Gölün içine girmiş ağaçların yansımaları sabahın ilk ışıkları ile gölün üzerine düşmekte, üstelik buna bir de gölde balığa çıkanların yansımaları eklenince müthiş bir kızıllık içinde kendinizi masalsı bir alemde kaybedip gidiyorsunuz. Orada bu fotoğrafları çekerken ne dert ne de tasa kalıyor insanda, beyniniz tamamen sabahın sessizliğine, güneşin doğuşuna ve yansımalara odaklanıyor.

Burada en önemli iki geçim kaynağı balıkçılık ve zeytincilik. Fakat ilginç olan nokta; balık tutmaya eşlerin birlikte çıkmasıdır. Alışık olmadığımız bir şekilde, kadınlar hergün sabaha karşı eşleri ile birlikte balığa çıkıyorlar. Hayatı paylaşmak için güzel bir hareket, ne dersiniz! Her ailenin küçük bir motorlu kayığı var. Bunlarla sabahları açılıp önce büyük balıklar için kerevit yakalıyorlar, sonra büyük balık avına çıkıyorlar. Kerevit için kıyıya yakın yerlerde balıkçılar ağ atarken güzel fotoğraflar çekebilirisiniz. Gölde 12 farklı çeşit balık var ama en çok sazan ve turna avlanıyor. Balıklar tutulduktan sonra hergün öğle saatlerinde mezat yapılıyor. Genelde mezatta Bursa’dan ve yakın çevreden gelen restaurant sahipleri bulunuyor, ancak siz de isterseniz fiyat verip balık alabiliyorsunuz. Fiyatlar da tahmin edemeyeceğiniz kadar ucuz. Bir leğen balığı 2007 yılında bir arkadaşım 20 ytl ye aldığını söylemişti.

Öğlen olduğunda Ağlayan Çınar dedikleri ağacın gölgesinde gölü seyrederek balık yiyebileceğiniz güzel bir yer var. Fiyatlar hatırladığım kadarıyla makuldu. Yemek sonrası Gölyazı’nın ara sokaklarına girip yerel halk ile sohbet edip, onların fotoğraflarını çekebilirisiniz. Ancak en çok duyacağınız şikayet; hep fotoğraflarının çekilip, hiç kendilerine gönderilmediği yönünde olacak. Adreslerini alıp, fotoğraflarını yollayanları da hiç unutmadan “bir keresinde Istanbul’dan şu kişi gelip çektiklerini bize yollamıştı” diyorlar.

Gölyazı’dan ayrılmadan önce meydandaki kahvehanede oturup çayınızı içerken, meydan fırınından taze ekmeğin arasına peyniri katık edip yiyebilirsiniz. Ya da meydandaki satıcıdan gözleme alabilirsiniz. Emin olun, yörenin yaşlıları sizi yanlız bırakmayıp, yanınıza sokulup bir kaç soru ile hemen sohbete başlayacaklar. Hatta bazıları bir kaç saat portrelerini çekmeniz için sıkılmadan size poz vereceklerdir.



5 Yorum - "Gölyazı"

  1. web sayfanızda zevkle gezindim,güzel zaman geçirdim,daha çok yerler gezmeniz dileğimle,sevgiler.

  2. Osman bey,
    güzel dileğiniz için teşekkür ederim. Birlikte gezelim köşemizde gideceğimiz yerleri duyuruyoruz eğer isterseniz zaman zaman sizde bize katılabilirsiniz.

  3. Çok sevdiğim köy , Beldeyken ilk doktorlarından biriydim .
    Hala özlem duymaktayım …
    Çinaraltı kahvehnemiz , Bayram amcanın çayı , kereviti , sazanı , balık çorbasını burda öğrendim . Sandal sefasını da …
    Görmeyenlere şiddetle tavsiyemdir , görmeleri ,gezmeleri , tatmaları !

  4. Bursamızın her köşesi bir cennet yeter ki yaşamasını bilelim var olan güzelliklerin farkına varıp onlara sahip çıkalım.
    Sitenizi ilk defa gördüm gerçekten kaliteli ,ursa Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı’dışında farklı ilçelerden farklı köylerin de gün yüzüne çıkartılmasını dilerim.Bursa eşsiz bir cennet ama farkında değiliz.

  5. Güzel sözleriniz için teşekkürler. Yavaş gördüğümüz her yeri burada yazıp gönüllü olarak tanıtmaya çalışıyoruz. Her yeri bir anda görmemiz mümkün olmuyor malesef. Birde bu işin ağır bir maddi yönü var. Umarım Bursa’nın diğer güzel yerlerinide görüp tanıtırız.


yorum yapın

RSS