MENUMENU
MENU

Bratislava

6 Ekim 2008 · Yurtdışı · Azgezmis

Viyana‘dan Bratislava’ya gitmek oldukça kolay. Bunun için öncelikle bir metro haritası edinin. Metro ile Südbahnhof’a gelip trene biniyorsunuz bir saat sonra bir başka ülkenin sınırında iniyorsunuz. Schengen vizeniz burada geçtiği için sorunsuz giriş yapabilirsiniz. Zaten giriş çıkışta polis kontrolü yok. Trene kişi başı 14€ ödemeniz yeterli, tren her saat başı kalkıyor.

Viyana’dan sabah 05:28 de başlayan tren karşılıklı olarak gece 23:58’e kadar çalışıyor. Trenin durduğu son durakta indiğiniz zaman eski yerleşim yerine gitmek için düz devam edip, üst geçitten karşıya geçip, 15 dakika kadar yürümeniz gerekiyor. Slovakya kominist rejimden çıktıktan sonra oldukça hızlı değişim süreci geçirmiş bir ülke. 1989 yılında Çekoslovakya o dönemde kadife devrim denen geçişle komünist rejimden çıkar. Daha sonra 1 Ocak 1993 yılında Slovakya, Çekoslovakya ile kadife ayrılık denen ayrılığa imza atarak ayrı bir cumhuriyet olur ve o günden sonra hızla ilerleyerek 2004 yılında Avrupa Topluluğuna katılır. Bugün halen Bratislava, Slovakya’nın 450.000 nüfuslu başkentidir. Şehir Tuna Nehri kıyısında kurulmuş ve dünyada sadece 2 şehirde olan 2 ülkeye sınır olma özelliğine sahiptir. Bir tarafda Avusturya ile diğer tarafda ise Macaristan ile sınırdır.

Eski şehre yürürken yolunuzun üzerinde 18. yüzyılda inşa edilmiş ve bugün Başkanlık Sarayı olarak kullanılan binayı göreceksiniz. Burada biraz durup sarayın fotoğraflarını çekip meydana doğru yürümeye devam edebilirisiniz. Eski şehrin girişinde, yuvarlak bir meydanda, içi büyüleyici güzellikte olan Trinity Kilisesi ile karşılaşacaksınız. Bu kilise kapalı olduğu için malesef gezemedik ama camlardan içinin güzelliğini görebildik. Yapı 1529’da Osmanlı Savaşı sırasında yıkılan St. Michael Kilisesi’nin yerine inşa edilmiş. Kilisenin yapımına 1717’de başlanmış ancak bitirilişi 1727 olmuş. İçerisi tamamen mavi renge boyanmış, duvarlarda ve tavanda oldukça güzel freskler yer alıyor. Kiliseyi biraz geçince dar bir geçitten eski şehir gözüküyor. Eskiden tahta olan ancak 1927 yılında yerini betona bırakan bir köprüden geçip, bugün ayakta kalabilmiş dört kapıdan sonuncusu olan Michael’s Gate den içeri giriyorsunuz. Eski binaların alt katları oldukça

modern ve zevkli bir şekilde döşenerek, küçük kafeteryalar ve restaurantlar haline getirilmiş. Şehirin içinde dolaşırken oldukça modern bir binanın yanı başında, karşınıza savaşdan kalma olduğunu düşündüren bir ev çıkıyor. Baktığınızda yaşananları tahmin edebiliyorsunuz. Evlerin pencereleri tuğla ile örülerek kapatılmış veya taş yünleri sıkıştırılmış. Bir evin çatısında aldığı bir darbe sonucu büyük bir delik açılmış. Bütün bunları bir açık hava müzesinde geziyor gibi görüyorsunuz. Fakat bu evlerin bile tüm bu güzel yapıların arasında bir estetiği olduğunu söylemeliyim. Bratislava çok düzgün bir mimari estetiğe sahip.

Eski şehrin içinde yürürken birden yerdeki logar kapağından çıkar gibi duran, bronzdan bir heykeli fark ediyorsunuz. Bu heykelin ismi Cumil ve gülümseyerek size bakıyor. Biraz ilerideki şehrin ana meydanına girdiğinizde bir banka yaslanmış bronz Napolyon heykelini görüyorsunuz. Bu iki heykelinde sembolik anlamları var. Cumil 1997 yılında Korzo’nun yani eski şehrin yeniden inşaasını anlatmak amaçlı olarak, Napolyon heykeli ise 1805 yılındaki istilayı hatırlatmak için yapılmış. Şehir meydanının kenarında bir birinden güzel mimari özellikler sergileyen yapılar yan yana duruyor.

Ortada büyük bir havuz ve havuzun kenarında ahşap kulubeler içinde hediyelik eşya satıcıları ilginç objeler, buzdolabı süsleri ve tişörtler satıyorlar. Meydanda yemek yiyebileceğiniz şirin yerler de var. Para birimi olarak Slovak Kronu’nun yanısıra Euro’da kabul ediyorlar. Ancak Kron, Euro çevirimlerinde genelde düz hesap yapıp, sizden biraz daha fazla para alıyorlar, buna dikkat etmek gerek.

Şehir merkezinden yürümeye devam ederseniz St. Martin kilisesini görürsünüz. Malesef bu kilise turistlere belli saatlerde açık olduğundan burayı da göremedik. Kiliseyi biraz geçince Novy Most köprüsünü göreceksiniz. Oldukça ilginç ve modern görüntüsü ile eski şehri yeni inşa edilen şehre bağlar. Bu köprüden geçip yeni şehire de bir göz atabilirsiniz ama eski şehirde gezmek kadar keyif vereceğini sanmam. Eski şehri tepeden görmek ve tarihi biraz daha koklamak isterseniz Bratislava Kalesine gitmeniz gerekecek. Bu arada unutmadan eski şehirin içinde kırmızı renkli, eski görünümlü, yanları açık araçlar turistlere şehir turu yaptırıyor, denemek hoş olabilir. Kalacak yer için bir çok alternatifiniz var, en uygun orelleri http://www.hrs.com.tr den bulabilirsiniz.

Sadece birkaç saat kalabildiğimiz Bratislava’dan benim görüp aktarabileceklerim bu kadar. Bir kere daha gidip tadını çıkararak gezmek ve görmediğim yerleri görmek isterim. Yolunuz Viyana veya Budapeşte’ye düşerse aklınızda olsun sabah erkenden bu şehre gelip doyasıya gezebilirsiniz. Hatta mutlaka bunu yapın ve Bratislava’yı ıskalamayın derim.

Bu yazıyı beğendiyseniz ve diğer yazılarımızdan haberdar olmak isterseniz RSS ya da Twitter hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz. Facebook Sayfamızı beğenebilir ya da Azgezmiş Facebook Grubumuza katılabilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için iletişim Sayfamızıkullanabilirsiniz.

Yorumlar

Toplam 127 adet yorum yapılmış.
Cevaplarda işinize yarayacak bilgiler bulabilirsiniz.

  • Merhabalar.ben slovakyaya bir haftalık bir üniversitenin eğitim programına katılacağım.fakat uçuşum Viyana’ya. O yüzden schengen vizesini Avusturya mı yoksa Slovakya konsolosluğundan mı almalıyım?

    • Seyahatinizde herhangi bir limana öncelikli iniş yapıyor da olsanız orada 2 gün kalmayacaksanız vizeyi daha uzun kalacağınız yerden almanız gerekiyor. Dolayısı ile vizeyi Slovakya’dan almalısınız.

    • slovakya’dan alip ilk adim atacaginiz ulkeyi Avusturya yapmalisiniz

1 2 3

Siz ne diyorsunuz?

Son eklenen yazılardan haberdar olmak için lütfen email adresinizi ekleyin ve gelen cevaptaki onay bağlantısına tıklayın.

biletbayisi.com
Bumerang - Yazarkafe